9
SURE
Tevbe Suresi
⌄
⌄
2
3
Haccı Ekber Günü, Allah ve Rasulünden insanlara bir ezandır (çağrı) ki, Allah da, O'nun Rasulü de müşriklerden beridir! Eğer tövbe ederseniz, sizin için daha hayırlıdır. . . Şayet yüz çevirirseniz, iyi bilin ki Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. . . O hakikat bilgisini inkar edenleri, bunun sonucu acı bir azap ile müjdele.
4
5
Haram aylar bitince, (anlaşmayı bozup size saldıran) müşrikleri nerede bulursanız öldürün; onları yakalayıp esir alın; onların yollarını gözetleyip, geçitleri kontrol altına alın! Eğer tövbe eder, salatı ikame eder ve zekatı verirlerse o takdirde yollarını açın. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
23
24
De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, elde ettiğiniz mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız meskenler; size Allah'tan, Rasulünden ve O'nun yolunda cihattan daha sevimli ise, artık Allah'ın hükmünün açığa çıkmasını bekleyin. . . Allah fasıklar (bilinçleri Hakk'a ve Din'e karşı körelmişler) topluluğuna hidayet etmez. "
25
26
28
29
30
31
32
33
34
35
36
Muhakkak ki Allah indinde, semaları ve arzı halk ettiği süreçte Allah ilminde, ayların adedi on ikidir. . . Onlardan dördü haramdır (aylar); (Muharrem, Receb, Zilkaide, Zilhicce). . . İşte Din-i Kayyim (geçerli, payidar sistem) budur. . . Onlar (haram aylar) içinde nefslerinize zulmetmeyin. . . Müşriklerle savaşın, onların hep birlikte sizinle savaştıkları gibi. . . İyi bilin ki Allah korunanlarla beraberdir (maiyet hakikatine işaret).
37
Haram ayları ertelemek ancak küfürde bir arttırmadır! Hakikat bilgisini inkar edenler, onunla saptırılır. . . Onu bir yıl helal sayarlar, bir yıl da haram yaparlar ki; Allah'ın haram kıldığının (yalnızca) sayısına uysunlar da (arkasındaki esas önemli olayı örtüp böylece) Allah'ın haram kıldığını helal kılsınlar! (Oysa haramiyet, ayların özelliğinden değil Allah hükmündendir). . . Kötü uygulamaları onlara süslü gösterildi. . . Allah, hakikat bilgisini inkar edenler topluluğuna hidayet etmez.
38
39
40
Gerçekten Allah O'na yardım etmiştir, siz O'na yardım etmeseniz de! Hani hakikat bilgisini inkar edenler O'nu (yurdundan) çıkmak zorunda bıraktıklarında; O, ikinin ikincisi (iki kişiden biri) idi! Hani onlar (Hz. Rasulullah ve Hz. Ebu Bekr) mağarada idiler. . . Hani arkadaşına: "Mahzun olma, muhakkak ki Allah bizimle beraberdir (maiyet sırrına işaret ediyordu)" diyordu. . . Allah, sekinetini (güven duygusuyla oluşan sakinlik) O'nun üzerine inzal etmiş ve O'nu görmediğiniz ordularla desteklemişti. Hakikat bilgisini inkar edenlerin sözlerini süfla (en aşağı) kılmıştı. . . Allah sözü, işte ulyadır (en üstün)! Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
41
42
Eğer yakında bir ganimet veya biraz daha yorucu yoldaki olsaydı, senin peşinden gelirlerdi. Fakat bu iş onlara zorlu geldi. (Bununla beraber onlar) "Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber biz de sefere çıkardık" diye Allah adına yemin edecekler. . . Kendilerini helak ediyorlar. . . Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancılardır.
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
De ki: "İki güzellikten (ganimet veya şehid olmak) hangisi gelecek diye mi bizi izliyorsunuz? Biz de, Allah'ın, kendi indinden (içinizden, hastalık vs. ) yahut bizim ellerimiz olarak bir azap vermesini bekliyoruz. . . O halde umutla bekleyin (başımıza gelmesini istediğinizi); biz de sizinle beraber bekleyenleriz. "
53
54
55
56
57
58
59
60
61
Onlardan bazıları da En Nebi'ye (Hz. Rasulullah'a) eziyet ederler ve: "O, her duyduğuna (aldığı vahye) inanan biri" derler. . . De ki: "Size hayır ulaşsın diye (vahye) kulak verendir! Esma'sıyla onların hakikati olarak Allah'a iman eder, iman edenlere inanır ve sizden iman etmişlere de bir rahmettir". . . Allah Rasulünü incitenlere gelince, onlar için acı bir azap vardır.
62
63
64
65
66
67
68
69
Sizden önceki kimseler gibi (tıpkı). . . Onlar kuvvet olarak sizden çok daha güçlüydüler. . . Zenginlik ve evlatlar itibarıyla (sizden) daha çoktular. . . Nasipleri kadarıyla dünya nimetlerinden faydalandılar. . . Sizden öncekilerin kendi nasipleriyle faydalandıkları gibi; siz de kendi nasibinizle faydalandınız; onların daldıkları gibi siz de daldınız! İşte bunların dünyada da, gelecekte de yaptıkları boşa gitmiştir. . . İşte bunlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
70
71
İman eden erkekler ve kadınlar birbirlerinin velileridirler. . . Olumlu olanları hakikatin gereği olarak emrederler, olumsuzlardan da birbirlerini engellerler; salatı ikame ederler ve zekatı verirler; Allah'a ve Rasulüne itaat ederler. . . İşte bunlara Allah, rahmet edecektir. . . Muhakkak ki Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
72
73
74
Söylemediklerine (dair), Esma'sıyla onların hakikati olan Allah namına yemin ederler. . . Andolsun ki, o küfür kelimesini söylediler; İslam'ı kabullerinden sonra hakikat bilgisini inkar edenler başaramayacakları bir kötülüğe teşebbüs ettiler! Sırf Allah ve Rasulü fazlından onları zenginleştirdiği için intikam almağa kalktılar. . . Eğer tövbe ederler ise onlar için daha hayırlı olur. . . Eğer dönerler ise, Allah onları dünyada da sonsuz gelecek sürecinde de acı bir azap ile azaplandırır. . . Yeryüzünde onların ne bir sahibi ve ne de bir yardımcısı vardır.
75
76
77
78
79
80
81
83
Bu seferden döndükten sonra o münafıklar gelip yeni bir sefere katılmak istediklerini söylerlerse de ki: "Siz sonsuza dek benimle beraber çıkmayacaksınız; benimle beraber düşmanla savaşmayacaksınız! Siz ilk defasında evlerinizde kalmaktan mutlu oldunuz. . . Bundan sonra da diğer geri kalanlar ile beraber oturun oturduğunuz yerde!"
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
Ancak şunlar sorumlu tutulabilirler: Zengin oldukları halde (seninle cihada çıkmamak için) izin isterler. . . Onlar savaşa katılmayıp; geride kalan kadınlar, çocuklar, acizler ile beraber olmaya razı oldular. . . Allah da kalplerini mühürledi (şuurları kilitlendi). . . Artık onlar (hakikati) bilmezler.
94
Savaştan döndüğünüzde size mazeret beyan edecekler. . . De ki: "Özür beyan etmeyin. . . Size asla inanmayacağız. . . (Zaten) Allah bizi, sizin durumunuzdan haberdar etti. . . Allah ve Rasulü sizin ortaya koyduğunuzun sonucunu görecek; sonra algılanamayan ve algılanan alemlerin Aliym'ine döndürülürsünüz! (O da) size yapmakta olduklarınızın anlamını ve sonucunu bildirecek. "
95
96
97
98
99
Bedevilerden kimi de vardır ki, Esma'sıyla onların hakikati olan Allah'a ve yaşanacak sonsuz sürece iman eder ve infak ettiğini Allah indinde yakınlığa vesile olacak şeyler olarak düşünür; Rasulullah'ın dualarında yer almak için vesile edinir. . . Dikkat edin, muhakkak ki o (infak ettikleri), kendileri için bir yakınlık vesilesidir. . . Allah onları rahmetine dahil edecektir. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
100
Muhacir (Mekke'den hicret etmişler) ve Ensardan (Medine'nin yerlileri) ilk öne geçenlerle, onlara hakikati müşahede yollu (ihsan ile) tabi olmuşlar var ya, işte onlardan Allah razı olmuştur. . . (Onlar da) "HU"dan razı olmuşlardır! Onlar için, içinde sonsuz yaşayacakları altlarından nehirler akan cennetler hazırlamıştır. . . İşte bu aziym bir kurtuluştur.
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
Muhakkak ki Allah iman edenlerden, karşılığında onlara cennet vermek üzere, nefslerini ve mallarını satın almıştır. . . Allah uğruna savaşıp, öldürürler veya öldürülürler. . . Tevrat'ta, İncil'de ve Kuran'da, üstlendiği Hak vaattir! Kim Allah'tan daha kuvvetli, ahdini yerine getirebilir? O halde O'nunla yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinin! Aziym kurtuluş işte budur!
112
113
Ne En Nebi'ye ne de iman edenlere, akraba dahi olsalar, ateş ehli oldukları açıkça belli olduktan sonra şirk koşanlar için bağışlanma dilemeleri olur şey değil (zira "Allah şirki bağışlamaz")! ( Açıklaması şudur: Allah kişinin beyninde öyle bir sistem oluşturmuştur ki; o sisteme göre şirk düşüncesi yani bir dışsal varlığa tapınma hali yaşayan beyin kendi yapısında bulunan ilahi kuvvetleri harekete geçirme yetisinden mahrum kalır. )
114
115
116
117
Andolsun ki Allah, fazlını nasip etti. . . Hz. Rasullullah'a da, o güçlük saatinde O'na tabi olan muhacirler ile ensara da; içlerinden bir bölümünün kalpleri neredeyse kaymak üzere iken tövbeye (yanlışlarından dönmeye) muvaffak kıldı. Sonra onların tövbelerini kabul etti. . . O, onlarda Rauf'tur, Rahıym'dir.
118
Geride bırakılan o üç kişinin de (tövbesini kabul etti). . . Genişliğine rağmen arz onlara dar gelmiş, nefsleri kendilerine dar gelmiş ve (nihayet) Allah'tan sığınılacak yerin, gene ancak O olduğunu düşünmüşlerdi. . . Sonra, dönmeleri için (Allah) onların tövbesini kabul etti. . . Muhakkak ki Allah, "HU" Tevvab'dır, Rahıym'dir.
119
120
Gerek Medine halkına gerekse çevresindeki Bedevilere, Allah Rasulünden geri kalmaları ve kendi nefslerini O'nun nefsine tercih etmeleri yakışmaz! Onların Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa maruz kalmaları, hakikat bilgisini inkar edenleri öfkelendirecek yerlere yerleşmeleri, düşmana karşı bir zafer kazanmaları; kendilerine imanın gereği fiiller olarak yazılmıştır! Muhakkak ki Allah muhsinleri mükafatsız bırakmaz.
121
122
123
124
125
126
127
128