9
SURE

Tevbe Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ültimatomdur bu Allah ve Rasulünden, anlaşma yaptığınız müşriklere!
2
Yeryüzünde dört ay daha gezip dolaşın. . . İyi bilin ki, Allah'ı aciz bırakamazsınız. . . Allah (sonunda) hakikat bilgisini inkar edenleri rezil rüsva eder.
3
Haccı Ekber Günü, Allah ve Rasulünden insanlara bir ezandır (çağrı) ki, Allah da, O'nun Rasulü de müşriklerden beridir! Eğer tövbe ederseniz, sizin için daha hayırlıdır. . . Şayet yüz çevirirseniz, iyi bilin ki Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. . . O hakikat bilgisini inkar edenleri, bunun sonucu acı bir azap ile müjdele.
4
Anlaşma yaptığınız müşriklerden, (anlaşma şartlarınızda) size karşı bir eksik uygulama yapmamış, sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar hariç. . . Anlaşmaların süresi kadarıyla sözünüzü yerine getirin. Muhakkak ki Allah korunanları sever.
5
Haram aylar bitince, (anlaşmayı bozup size saldıran) müşrikleri nerede bulursanız öldürün; onları yakalayıp esir alın; onların yollarını gözetleyip, geçitleri kontrol altına alın! Eğer tövbe eder, salatı ikame eder ve zekatı verirlerse o takdirde yollarını açın. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
6
Eğer müşriklerden biri senden pes edip, koruman altına girmek isterse, onu koruman altına al ki (sana yakınlaşarak) Allah kelamını işitsin; sonra onu güvende olacağı yere ulaştır. . . Böyle (yapmalısın), çünkü onlar (Hakikati) bilmeyen bir toplumdur.
7
Müşriklerin, Allah ve Rasulünün indinde bir anlaşmaları nasıl olabilir? Mescid-i Haram indinde sözleştikleriniz müstesna. . . Onlar size sözlerine bağlı olarak davrandıkça, siz de onlara dosdoğru davranın. . . Muhakkak ki Allah, hükmüne boyun eğerek azabından korunanları sever.
8
(Onlarla antlaşma mı) nasıl? Eğer, size üstünlük sağlasalardı sizin hakkınızda ne yemin gözetirlerdi ne de zimmet (sözleşme sorumluluğu)! Lafla sizi razı ederler, ama kalpleri kaçınır! Onların çoğunluğu bozuk inançlıdır!
9
(Onlar) Allah işaretlerini az bir değer (dünyalık zevkler) karşılığında sattılar da O'nun yolundan engellediler. Yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür!
10
Yemin veya koruma sorumluluğu bir iman edene dönük ise, onu uygulamazlar! İşte onlar haddi aşanların ta kendileridir!
11
Eğer tövbe eder, salatı ikame eder ve zekatı verirlerse, artık Din'de kardeşlerinizdir. . . Bilen bir kavim için işaretleri detaylandırıyoruz.
12
Eğer sözlerinden sonra yeminlerini bozarlar ve Dininizi karalarlar ise, o takdirde küfrün önderlerini öldürün. . . Çünkü onların yeminleri yoktur. . . Umulur ki onlar vazgeçerler.
13
Yeminlerini bozmuş, Er Rasul'ü (Rasulullah'ı) yurdundan dışlamış ve üstelik sizinle ilk kez savaşa başlamış bir topluluğa karşı savaşmayacak mısınız? Onlardan çekiniyor musunuz? Haşyet duymanızı hak eden Allah'tır, eğer iman edenler iseniz.
14
Savaşın onlarla (ki), Allah elleriniz olarak onları azaplandırsın, rezil etsin onları; onlara karşı size zafer kazandırsın; (böylece) iman edenler topluluğunun içine şifa versin.
15
Kalplerindeki kin ve öfkeyi gidersin. . . Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
16
Yoksa siz, Allah sizden mücahede edenleri, Allah'tan ve Rasulünden ve iman edenlerden başkasını veli (sırdaş, dost) edinmeyenleri ortaya çıkarmadan bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yapmakta olduğunuz şeylere Habiyr'dir (nefsinizdeki Habiyr ismi manası ile).
17
Nefslerindeki inkarın bizzat şahidi olan müşriklerin, Allah'a secde mahallerini imar etmeleri mümkün değildir. . . Onların tüm yaptıkları boşa gitmiştir. . . Onlar Nar'da (yakan ateşte - radyasyon) sonsuza dek kalırlar!
18
Allah'a secde mahallerini ancak Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman eden, salatı ikame eden, zekatı veren ve sadece Allah'tan haşyet duyan kimse imar eder (Allah'a secde edilir hale getirir). . . İşte bunların hakikate erenlerden oldukları umulur.
19
(Ey müşrikler) siz, hacıların su ihtiyacını karşılamayı ve Mescid-i Haram'ı imar etmeyi, Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman eden ve Allah uğruna mücahede eden gibi mi kabul ettiniz? (Bunlar) Allah indinde eşit olmazlar! Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.
20
İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla mücahede edenler, derece itibarıyla Allah indinde daha azimdir. . . İşte bunlardır kurtuluşa erenlerin ta kendileri!
21
Rableri onları "HU"dan (zatlarından) bir rahmet, rıdvan ve içlerinde kendileri için kalıcı nimetler olan cennetler (mertebeler) ile müjdeler.
22
Onlar orada sonsuza dek kalırlar. . . Allah ki, çok büyük mükafat O'nun indindedir!
23
Ey iman edenler! Eğer hakikati inkarı imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. . . Sizden kim onları veli edinir ise, işte onlar zalimlerin ta kendileridirler.
24
De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, elde ettiğiniz mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız meskenler; size Allah'tan, Rasulünden ve O'nun yolunda cihattan daha sevimli ise, artık Allah'ın hükmünün açığa çıkmasını bekleyin. . . Allah fasıklar (bilinçleri Hakk'a ve Din'e karşı körelmişler) topluluğuna hidayet etmez. "
25
Andolsun ki, Allah size birçok savaş yerinde ve Huneyn gününde yardım etti. . . Hani kalabalık oluşunuz sizi böbürlendirmişti ama hiçbir faydası olmamıştı! (Huneyn gününde) tüm genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti! Sonra (da) arkanızı dönüp gitmiştiniz!
26
Sonra Allah, Rasulünün ve iman edenlerin üzerine sakinlik ve O'na güven hissi inzal etti, sizin görmediğiniz ordularını da (melekler) inzal etti. . . (Böylece) hakikat bilgisini inkar edenleri azaplandırdı. . . Hakikat bilgisini inkar edenlerin karşılığı işte budur!
27
Sonra Allah, bunun ardından, dilediğinin tövbesini kabul eder. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
28
Ey iman edenler! Kesinlikle müşrikler necistir (pisliktir)! Artık bu senelerinden sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar! Eğer yoksulluğa düşmekten korkuyorsanız, (bilin ki) Allah dilerse, sizi yakında fazlından zenginleştirir. . . Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
29
BİLGİ (kitap) verilenlerden, Allah'a ve gelecekte (ölüm ötesi) yaşayacakları sürece iman etmeyen, Allah'ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan ve Hak Din anlayışını (Hakikat ve Sünnetullah Bilgilerini) din edinmeyenlerle, aşağılanmış olarak kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.
30
Yahudiler: "Üzeyr, Allah'ın oğludur" dediler. . . Nasara da: "Mesih, Allah'ın oğludur" dediler. . . Bunu ağızlarıyla söylüyorlar! Daha önce hakikat bilgisini inkar edenlerin sözlerini taklit ediyorlar. . . Allah onları öldürsün! Nasıl da (Hak'tan) sapıyorlar!
31
Allah dununda ahbarlarını (hahamlarını), ruhbanlarını (rahiplerini) rabler edindiler. . . Meryemoğlu Mesih'i de! (Oysa onlara) sadece Uluhiyeti TEK olana kulluklarının farkındalığını yaşamaları emrolunmuştu. . . La ilahe; illa HU = tanrı yoktur; sadece "HU"! Subhan'dır onların ortak tuttuklarından!
32
Allah nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. . . Allah, nurunun tamamlanmasından başka bir şeye razı değildir! İsterse hakikat bilgisini inkar edenlerin hoşuna gitmesin!
33
"HU" ki, Rasulünü hakikatin ta kendisi olarak ve Hak Din (geçerli Sünnetullah, sistem bilgisi) ile irsal etti, bütün din anlayışlarının üstüne geçirmek için. . . İsterse müşriklerin hoşuna gitmesin!
34
Ey iman edenler! Muhakkak ki ahbardan (hahamlar) ve ruhbandan birçoğu, insanların mallarını batıl olarak yerler ve onları Allah yolundan alıkoyarlar. . . Altın ve gümüşü depolayıp gizleyen ve onları Allah yolunda infak etmeyenlere gelince, onları acı bir azap ile müjdele!
35
Cehennem Narı'nda, altın - gümüşün üzeri kızdırılıp, bunlarla, onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı (çepeçevre azap görecekleri) süreçte (denilecek ki): "İşte bu nefsleriniz için toplayıp sakladıklarınız; artık tadın hazine edindiğinizi (sonuçlarını)!"
36
Muhakkak ki Allah indinde, semaları ve arzı halk ettiği süreçte Allah ilminde, ayların adedi on ikidir. . . Onlardan dördü haramdır (aylar); (Muharrem, Receb, Zilkaide, Zilhicce). . . İşte Din-i Kayyim (geçerli, payidar sistem) budur. . . Onlar (haram aylar) içinde nefslerinize zulmetmeyin. . . Müşriklerle savaşın, onların hep birlikte sizinle savaştıkları gibi. . . İyi bilin ki Allah korunanlarla beraberdir (maiyet hakikatine işaret).
37
Haram ayları ertelemek ancak küfürde bir arttırmadır! Hakikat bilgisini inkar edenler, onunla saptırılır. . . Onu bir yıl helal sayarlar, bir yıl da haram yaparlar ki; Allah'ın haram kıldığının (yalnızca) sayısına uysunlar da (arkasındaki esas önemli olayı örtüp böylece) Allah'ın haram kıldığını helal kılsınlar! (Oysa haramiyet, ayların özelliğinden değil Allah hükmündendir). . . Kötü uygulamaları onlara süslü gösterildi. . . Allah, hakikat bilgisini inkar edenler topluluğuna hidayet etmez.
38
Ey iman edenler. . . Size ne oldu ki: "Allah yolunda savaşa çıkın" denildiğinde ağırlaşıp arza çakıldınız! Sonsuz gelecek yaşam karşılığında dünya hayatına mı razı oldunuz? (Oysa) dünya hayatının nimetleri gelecek yaşamdakilere göre, hiç mesabesindedir!
39
Eğer gazaya çıkmazsanız, sizi acı bir azapla azaplandırır; sizin yerinize (size bedel) başka bir toplum getiririz ve siz O'na hiçbir şekilde zarar veremezsiniz. . . Allah her şeye Kaadir'dir.
40
Gerçekten Allah O'na yardım etmiştir, siz O'na yardım etmeseniz de! Hani hakikat bilgisini inkar edenler O'nu (yurdundan) çıkmak zorunda bıraktıklarında; O, ikinin ikincisi (iki kişiden biri) idi! Hani onlar (Hz. Rasulullah ve Hz. Ebu Bekr) mağarada idiler. . . Hani arkadaşına: "Mahzun olma, muhakkak ki Allah bizimle beraberdir (maiyet sırrına işaret ediyordu)" diyordu. . . Allah, sekinetini (güven duygusuyla oluşan sakinlik) O'nun üzerine inzal etmiş ve O'nu görmediğiniz ordularla desteklemişti. Hakikat bilgisini inkar edenlerin sözlerini süfla (en aşağı) kılmıştı. . . Allah sözü, işte ulyadır (en üstün)! Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
41
Gerek hafif ve gerek ağır silahlı olarak cihada çıkın. . . Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda mücahede edin. . . Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
42
Eğer yakında bir ganimet veya biraz daha yorucu yoldaki olsaydı, senin peşinden gelirlerdi. Fakat bu iş onlara zorlu geldi. (Bununla beraber onlar) "Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber biz de sefere çıkardık" diye Allah adına yemin edecekler. . . Kendilerini helak ediyorlar. . . Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancılardır.
43
Allah seni affetti (bunun sıkıntısını yaşamazsın)! (Tebuk Seferi dolayısıyla) doğru söyleyenleri ve yalancıları net olarak bilinceye kadar niçin onlara izin verdin?
44
Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve yaşanacak sonsuz sürece iman edenler, mallarıyla, canlarıyla mücahede etmekten (geri kalmamak için) senden izin istemezler. . . Allah korunanları (Esma'sıyla onların hakikati olarak) Bilen'dir.
45
Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve yaşanacak sonsuz sürece iman etmeyen ve bilinçleri şüphe dolu kimseler (seninle sefere çıkmamak için) senden izin isterler. . . Onlar şüpheleri içinde tereddüt edip dururlar.
46
Eğer (onlar sefere) çıkmak dileselerdi elbette onun için bir hazırlıkları olurdu. Fakat Allah onların sefere çıkmalarını gereksiz gördü de, onları sefere çıkarttırmadı: "Oturun, oturanlarla beraber" denildi.
47
Eğer sizinle sefere çıksalardı, size dertten başka katkıları olmayacaktı. Mutlaka fitne arzulayarak aranıza sokulurlardı. . . İçinizde onları dinleyenler var. Allah zalimleri (Esma'sıyla onların hakikati olarak) Bilen'dir.
48
Andolsun ki, daha önce de fitne aradılar ve işleri senin için tersine çevirdiler. . . Nihayet Hak geldi ve onlar hoşlanmasa da Allah'ın hükmü açığa çıktı.
49
Onlardan bazısı: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme" der. . . Dikkat edin, fitnenin ta içindedirler zaten! Muhakkak ki Cehennem (yanma şartları), hakikat bilgisini inkar edenleri (Esma'sıyla onların hakikati olarak) ihata eder!
50
Eğer sana bir güzellik erişse (bu) onları üzer. . . Şayet sana nahoş bir olay isabet etse: "İyi ki önceden bu şekilde davranmışız" derler ve sevinerek dönüp giderler.
51
De ki: "Allah'ın bize yazdığından başkası, asla bize erişmeyecektir! "HU", Mevla'mızdır! İman edenler ancak Allah'a tevekkül (hakikatlerindeki El Vekiyl isminin, gereğini yerine getireceğine iman) etsinler. "
52
De ki: "İki güzellikten (ganimet veya şehid olmak) hangisi gelecek diye mi bizi izliyorsunuz? Biz de, Allah'ın, kendi indinden (içinizden, hastalık vs. ) yahut bizim ellerimiz olarak bir azap vermesini bekliyoruz. . . O halde umutla bekleyin (başımıza gelmesini istediğinizi); biz de sizinle beraber bekleyenleriz. "
53
De ki: "Kendi arzunuzla veya isteksizce, Allah uğruna, diyerek bağış yapın, sizden asla kabul olunmayacaktır. . . Çünkü siz fasık (inanç sistemi bozulmuş) bir grup oldunuz!"
54
İnfaklarının (Allah için yaptıkları harcamaların) onlardan kabul edilmesine engel şudur: Onlar, Esma'sıyla onların hakikati olarak Allah'ı ve Rasulünü inkar edenlerden oldular; salata ancak tembel tembel gelirler ve ancak istemeye istemeye bağışta bulunurlar.
55
Onların ne zenginlikleri ve ne de evlatları seni imrendirmesin. . . Allah bunlarla ancak dünya hayatında onlara azap etmeyi (bunlara yönelmenin getirisi olan Allah'tan uzak düşmenin oluşturacağı azabı) ve hakikat bilgisini inkar edenler olarak canlarının çıkmasını irade ediyor (mekr yoluyla).
56
Allah namına yemin ediyorlar ki kendileri kesinlikle sizdenmişler! (Oysa) onlar sizden değillerdir! Ne var ki onlar korkuda şiddetli (korkak) bir kavimdir.
57
Eğer sığınacak bir yer yahut mağaralar ya da içine girilecek bir delik bulsalar, korkuyla oraya sığınırlardı; onlar şaşkın haldedirler!
58
Onlardan kimi de verdiğin yardımlar hakkında, sana dil uzatırlar. . . Eğer kendilerine verilirse razı olurlar. . . Eğer yardımlar kendilerine verilmemişse birden öfkelenirler.
59
Onlar, Allah'ın ve Rasulünün onlara verdiğine razı olsalardı ve: "Allah bize yeter. . . Yakında Allah bize fazlından verecek, Rasulü de. . . Doğrusu biz Allah'a yönelmişlerdeniz" deselerdi.
60
Sadakalar Allah'tan bir farz olarak; ancak yoksullar, düşkünler, sadaka işleri ile ilgili çalışanlar, İslam'a yönlendirilmek istenenler, köleler, borçlular, Allah yolunda (harcama) ve yolcular içindir. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
61
Onlardan bazıları da En Nebi'ye (Hz. Rasulullah'a) eziyet ederler ve: "O, her duyduğuna (aldığı vahye) inanan biri" derler. . . De ki: "Size hayır ulaşsın diye (vahye) kulak verendir! Esma'sıyla onların hakikati olarak Allah'a iman eder, iman edenlere inanır ve sizden iman etmişlere de bir rahmettir". . . Allah Rasulünü incitenlere gelince, onlar için acı bir azap vardır.
62
Gönlünüzü hoş etmek için, Esma'sıyla onların hakikati olan Allah namına yemin ederler. . . Eğer iman edenler olsalardı, (bilirlerdi ki) razı edilmesi gereken (Esma'sıyla hakikatleri olan) Allah ve Rasulü'dür!
63
Hala bilmediler mi ki, kim Allah ve Rasulüyle zıtlaşırsa, onun için sonsuza dek yaşayacağı cehennem ateşi vardır. . . İşte aziym rüsvalık budur!
64
Münafıklar, kalplerinde olanı onlara haber veren bir surenin üzerlerine inmesinden çekinirler! De ki: "Eğlenin bakalım! Muhakkak ki Allah o çekindiğiniz şeyi ortaya çıkartır. "
65
Kendilerine sorarsan kesinlikle şöyle derler: "Biz yalnızca lafa dalmış, şakalaşıp eğleniyorduk!" De ki: "Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah ile; O'nun işaretleri ve O'nun Rasulü ile mi alay edip duruyordunuz!"
66
Mazeret beyan etmeyin! İmanınızdan sonra gerçekten hakikat bilgisini inkar eden oldunuz! Bir kısmınızı affetsek bile, suçlarında ısrarlı olmaları sebebiyle diğerlerine azabımızı yaşatacağız.
67
Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. . . Allah hükmüne göre olumsuz şeyleri emrederler, olumlu olanları da engellerler; cimrilik yaparlar. . . Allah'ı unuttular; bunun sonucu onları unuttu! Muhakkak ki münafıklar, fasıkların (inançları bozulmuşların) ta kendileridirler.
68
Allah, erkek ve kadın münafıklara da, hakikat bilgisini inkar edenlere de, onda sonsuza dek yaşamak için cehennem ateşini vadetmiştir. . . Bu onlara yeterlidir. . . Allah onlara lanet etmiştir (Esma bileşimlerindeki Rahıymiyetten mahrumdurlar). . . Onlara aralıksız yaşayacakları bir azap vardır.
69
Sizden önceki kimseler gibi (tıpkı). . . Onlar kuvvet olarak sizden çok daha güçlüydüler. . . Zenginlik ve evlatlar itibarıyla (sizden) daha çoktular. . . Nasipleri kadarıyla dünya nimetlerinden faydalandılar. . . Sizden öncekilerin kendi nasipleriyle faydalandıkları gibi; siz de kendi nasibinizle faydalandınız; onların daldıkları gibi siz de daldınız! İşte bunların dünyada da, gelecekte de yaptıkları boşa gitmiştir. . . İşte bunlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
70
Onlara kendilerinden öncekilerin; Nuh toplumunun, Ad'ın, Semud'un, İbrahim kavminin, Ashabı Medyen'in ve Lut toplumunun haberi gelmedi mi? Onların Rasulleri açık deliller olarak gelmişti! Allah onlara zulmediyor değildi; fakat onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.
71
İman eden erkekler ve kadınlar birbirlerinin velileridirler. . . Olumlu olanları hakikatin gereği olarak emrederler, olumsuzlardan da birbirlerini engellerler; salatı ikame ederler ve zekatı verirler; Allah'a ve Rasulüne itaat ederler. . . İşte bunlara Allah, rahmet edecektir. . . Muhakkak ki Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
72
Allah, iman etmiş erkeklere de iman etmiş kadınlara da, içinde sonsuza dek yaşamak üzere, altlarından nehirler akan cennetler vadetmiştir. . . (Bir de) Adn cennetlerinde tertemiz yaşam ortamları ve (bu nimetlerin) en muhteşemi olarak Rıdvan'ı! Aziym mutluluk budur işte!
73
Ey En Nebi! Hakikat bilgisini inkar edenler ve münafıklar ile mücahede et ve onlara tavizsiz ol! Onların barınağı Cehennemdir! Ne kötü bir dönüş yeridir o!
74
Söylemediklerine (dair), Esma'sıyla onların hakikati olan Allah namına yemin ederler. . . Andolsun ki, o küfür kelimesini söylediler; İslam'ı kabullerinden sonra hakikat bilgisini inkar edenler başaramayacakları bir kötülüğe teşebbüs ettiler! Sırf Allah ve Rasulü fazlından onları zenginleştirdiği için intikam almağa kalktılar. . . Eğer tövbe ederler ise onlar için daha hayırlı olur. . . Eğer dönerler ise, Allah onları dünyada da sonsuz gelecek sürecinde de acı bir azap ile azaplandırır. . . Yeryüzünde onların ne bir sahibi ve ne de bir yardımcısı vardır.
75
Onlardan kimi de Allah'a vaatte bulundu: "Eğer bize fazlından verirse, andolsun ki kesinlikle sadaka vereceğiz ve elbette salihlerden olacağız. "
76
Ne zaman ki onlara (Allah) fazlından verdi; onunla cimrilik ettiler ve yüz çevirerek vaatlerinden döndüler.
77
Allah'a sözlerini tutmamaları, yalancı olmaları; O'na kavuşacakları sürece kadar (Allah'ın), bilinçlerinde ikiyüzlülüğü yaşatmasına yol açtı!
78
(Hala) anlamadılar mı ki, Allah, onların özlerindekini de, fısıldaşmalarını da bilir ve Allah gaybları (deruni boyutları, yaratanı olarak) en detaylı bilendir!
79
Sadakalar konusunda mükellef olduğundan fazlasını gönüllü veren iman etmişlere dil uzatanlar ile (fakirlikleri dolayısıyla imkanlarından) fazlasını bulamayanları alaya alan kimselere gelince, Allah onları maskaraya çevirmiştir. . . Onlar için acı bir azap vardır.
80
Bağışlanmalarını niyaz et onların, ya da etme (fark etmez)! Yetmiş kere bağışlanma dilesen de onlar için, Allah onları asla bağışlamayacaktır! Bu onların, Esma'sıyla kendi hakikatleri olan Allah'ı ve Rasulünü inkar etmeleri nedeniyledir! Allah inancı bozulmuşlar topluluğuna hakikati yaşatmaz.
81
Allah Rasulünün isteğinin aksine, gitmeyip geride kalanlar, evlerinde oturmakla sevindiler; Allah uğruna mallarıyla, canlarıyla mücahede etmek hoşlarına gitmedi ve dediler ki: "Şu sıcakta savaşa çıkmayın". . . De ki: "Cehennem narı sıcaklık olarak çok daha şiddetlidir!" Keşke kavrayabilselerdi!
82
Yaptıklarının sonucu olarak yaşayacaklarını düşünerek, az gülsünler çok ağlasınlar!
83
Bu seferden döndükten sonra o münafıklar gelip yeni bir sefere katılmak istediklerini söylerlerse de ki: "Siz sonsuza dek benimle beraber çıkmayacaksınız; benimle beraber düşmanla savaşmayacaksınız! Siz ilk defasında evlerinizde kalmaktan mutlu oldunuz. . . Bundan sonra da diğer geri kalanlar ile beraber oturun oturduğunuz yerde!"
84
Ebeden, onlardan ölen hiç kimseye cenaze namazı kılma ve onun kabri başında dua etme! Muhakkak ki onlar, Esma'sıyla onların hakikati olan Allah'ı ve Rasulünü inkar ettiler ve onlar fasıklar (bilinçleri hakikate kapalı - bozuk inançlı) olarak öldüler.
85
Onların zenginlikleri ve evlatları seni imrendirmesin! Allah bunlarla dünyada onlara (mekr yoluyla) azap vermeyi ve hakikat bilgisini inkar eder halde canlarının çıkmasını irade ediyor.
86
"Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a iman edin ve Rasulü ile beraber mücahede edin" diye bir sure inzal edildiğinde, içlerinden zengin olanlar (cihada çıkmamak için) senden izin istediler ve "bırak bizi, evlerinde oturanlarla beraber olalım" dediler.
87
Savaşa katılmayıp geride kalan kadınlar, çocuklar, acizler ile beraber olmaya razı oldular. . . Kalplerine mühür vuruldu (anlayışları kilitlendi)! Artık onlar anlayamazlar!
88
Fakat Rasul ve beraberindeki iman etmişler, mallarıyla, canlarıyla mücahede ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır! İşte kurtuluşa erenler bunlardır.
89
Allah onlara, içinde sonsuz yaşayacakları altlarından nehirler akan cennetler hazırladı. . . İşte budur çok büyük başarı!
90
Bedevilerden mazeret uyduranlar, savaşa katılmama izni almak için geldiler. . . Allah'a ve Rasulüne yalan söyleyenler de (mazeret bile göstermeden) oturup kaldılar. . . Onlardan hakikat bilgisini inkar edenlere, acı bir azap isabet edecektir.
91
Allah ve Rasulüne içtenlikle durumlarını açan mali yetersizlik içinde olanlara, hastalara ve bu yolda bağışlayacak bir şeyi bulamayanlara (sefere çıkmadıkları için) bir vebal yoktur. . . İyilik yapmak için yaşayanların kınanması söz konusu değildir. Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
92
Kendilerine silah - binek vermen için geldiklerinde: "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğinde; infak edecek bir şey de bulamadıklarından dolayı, üzüntüden gözyaşları içinde dönen kimselere de kınama olmaz!
93
Ancak şunlar sorumlu tutulabilirler: Zengin oldukları halde (seninle cihada çıkmamak için) izin isterler. . . Onlar savaşa katılmayıp; geride kalan kadınlar, çocuklar, acizler ile beraber olmaya razı oldular. . . Allah da kalplerini mühürledi (şuurları kilitlendi). . . Artık onlar (hakikati) bilmezler.
94
Savaştan döndüğünüzde size mazeret beyan edecekler. . . De ki: "Özür beyan etmeyin. . . Size asla inanmayacağız. . . (Zaten) Allah bizi, sizin durumunuzdan haberdar etti. . . Allah ve Rasulü sizin ortaya koyduğunuzun sonucunu görecek; sonra algılanamayan ve algılanan alemlerin Aliym'ine döndürülürsünüz! (O da) size yapmakta olduklarınızın anlamını ve sonucunu bildirecek. "
95
Onlara döndüğünüzde, kendilerini rahat bırakmanız için, Esma'sıyla onların hakikati olan Allah adına yemin edeceklerdir. . . Siz de terk edin onları! Muhakkak ki onlar tiksinilecek şeylerdir! Yaptıklarının getirisi olarak onların sığınağı Cehennemdir.
96
Kendilerinden razı olasınız diye size yemin ederler. . . Siz onlardan razı olsanız da, Allah o inancı bozuklar topluluğundan razı olmaz!
97
Bedeviler, küfür ve nifak itibarıyla daha şiddetlidirler. . . Allah'ın, Rasulüne inzal ettiğinin inceliklerini anlamamaya daha yatkındırlar. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
98
Bedevilerden kimi vardır ki, infak ettiğini boşa gitmiş sayar ve sizde devranın belasının açığa çıkmasını umarlar. . . Devranın belası üzerlerine olsun! Allah Semi'dir, Aliym'dir.
99
Bedevilerden kimi de vardır ki, Esma'sıyla onların hakikati olan Allah'a ve yaşanacak sonsuz sürece iman eder ve infak ettiğini Allah indinde yakınlığa vesile olacak şeyler olarak düşünür; Rasulullah'ın dualarında yer almak için vesile edinir. . . Dikkat edin, muhakkak ki o (infak ettikleri), kendileri için bir yakınlık vesilesidir. . . Allah onları rahmetine dahil edecektir. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
100
Muhacir (Mekke'den hicret etmişler) ve Ensardan (Medine'nin yerlileri) ilk öne geçenlerle, onlara hakikati müşahede yollu (ihsan ile) tabi olmuşlar var ya, işte onlardan Allah razı olmuştur. . . (Onlar da) "HU"dan razı olmuşlardır! Onlar için, içinde sonsuz yaşayacakları altlarından nehirler akan cennetler hazırlamıştır. . . İşte bu aziym bir kurtuluştur.
101
Hem Bedevilerden etrafınızda münafıklar var, hem de Medine halkından ikiyüzlülükte ısrarlı hünerli kimseler var. . . Sen onları bilmezsin; Biz biliriz. . . Biz onlara iki kere azap yaşatacağız. . . Sonra da en büyük azaba döndürülürler!
102
(Sefere çıkmayanların) diğer bir kısmı ise suçlarını itiraf ettiler. . . Onlar doğru iş ile diğer kötü bir işi karıştırdılar. . . Umulur ki Allah onların tövbesini kabul eder. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
103
Onların mallarından bir sadaka al ki, böylece onları temizleyesin; onunla kendilerini arındırasın. Onlara yönel, dua et. . . Muhakkak ki senin salatın (yönelişin) onlar için huzur, güven kaynağıdır. Allah Semi'dir, Aliym'dir.
104
Anlamadılar mı ki Allah, kullarından tövbeyi kabul eden ve sadakaları alan "HU"dur! "HU" Tevvab, Rahıym Allah'tır!
105
De ki: "Çalışın! Allah, Rasulü ve iman edenler sizin yaptıklarınızı görecek. . . Siz algılanmayan ve algılananın (gayb ve şehadetin) Aliym'ine döndürülmenin sonuçlarını yaşayacaksınız! (O) size yaptıklarınızın anlamını bildirecektir. "
106
(Savaş için sefere çıkmayan) diğer bir kısım da Allah hükmüne bırakılmışlardır. . . Ya onlara azap yaşatır ya da tövbe nasip eder. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
107
Bir de iman edenlere zarar vermek, küfür, iman edenler arasında ayrılık çıkarmak ve daha önce Allah'a ve Rasulüne savaş açmış kimseyi gözetmek için mescit açmış olanlar var. . . "İyilikten başka bir amacımız yoktu" diye yemin ederler. . . Allah şahitlik eder ki, onlar kesinlikle yalancılardır.
108
O mescidin (mescid-i dırar'ın) içinde asla namaza durma! Ta ilk gününden temeli takva üzere tesis edilmiş mescid, içinde kıyam etmene elbette daha layıktır. . . Orada arınmışlığı seven rical vardır. . . Allah arınanları sever.
109
Binasını Allah'tan bir takva ve rıdvan üzere kuran kimse mi hayırlıdır yoksa binasını yıkılmaya yüz tutmuş uçurumun kenarı üzere kurup da onunla Cehennem ateşinin içine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğuna (şirk, küfür ve nifak ehline) hakikati yaşatmaz!
110
Onların kurdukları mescidleri; kalpleri parçalanmadıkça, içlerinde bir kuşku olarak devam edecektir. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
111
Muhakkak ki Allah iman edenlerden, karşılığında onlara cennet vermek üzere, nefslerini ve mallarını satın almıştır. . . Allah uğruna savaşıp, öldürürler veya öldürülürler. . . Tevrat'ta, İncil'de ve Kuran'da, üstlendiği Hak vaattir! Kim Allah'tan daha kuvvetli, ahdini yerine getirebilir? O halde O'nunla yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinin! Aziym kurtuluş işte budur!
112
Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, rüku edenler (Azamet-i İlahiyye'yi müşahede edip eğilenler), secde edenler (mutlak kulluğunu itiraf edenler), olumlu olanı emredenler, olumsuzdan yasaklayanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları muhafaza edenler. . . Müjdele o iman edenleri!
113
Ne En Nebi'ye ne de iman edenlere, akraba dahi olsalar, ateş ehli oldukları açıkça belli olduktan sonra şirk koşanlar için bağışlanma dilemeleri olur şey değil (zira "Allah şirki bağışlamaz")! ( Açıklaması şudur: Allah kişinin beyninde öyle bir sistem oluşturmuştur ki; o sisteme göre şirk düşüncesi yani bir dışsal varlığa tapınma hali yaşayan beyin kendi yapısında bulunan ilahi kuvvetleri harekete geçirme yetisinden mahrum kalır. )
114
Babası için İbrahim'in istiğfarı, ancak ona verdiği bir söz yüzünden idi. . . Onun bir Allah düşmanı olduğu açıkça kendisine belli olunca, ondan uzaklaştı. . . Muhakkak ki İbrahim ince kalpli ve hilm sahibiydi.
115
Allah bir topluluğu hakikate erdirdikten sonra, saptırmaz; korunacakları şeyler kendilerine açıkça belli olup, onlardan sapma olmadıkça! Muhakkak ki Allah Bi-külli şey'in Aliym'dir.
116
Semaların ve arzın mülkü Allah içindir. . . Diriltir ve öldürür. . . Sizin için Allah dununda ne bir Veliyy ve ne de bir yardımcı vardır.
117
Andolsun ki Allah, fazlını nasip etti. . . Hz. Rasullullah'a da, o güçlük saatinde O'na tabi olan muhacirler ile ensara da; içlerinden bir bölümünün kalpleri neredeyse kaymak üzere iken tövbeye (yanlışlarından dönmeye) muvaffak kıldı. Sonra onların tövbelerini kabul etti. . . O, onlarda Rauf'tur, Rahıym'dir.
118
Geride bırakılan o üç kişinin de (tövbesini kabul etti). . . Genişliğine rağmen arz onlara dar gelmiş, nefsleri kendilerine dar gelmiş ve (nihayet) Allah'tan sığınılacak yerin, gene ancak O olduğunu düşünmüşlerdi. . . Sonra, dönmeleri için (Allah) onların tövbesini kabul etti. . . Muhakkak ki Allah, "HU" Tevvab'dır, Rahıym'dir.
119
Ey iman edenler! Allah'tan (yaptıklarınızın sonuçlarını kesinlikle yaşatacağı için) korunun ve sadıklarla (Hakk'ı tasdik edenlerle) beraber olun!
120
Gerek Medine halkına gerekse çevresindeki Bedevilere, Allah Rasulünden geri kalmaları ve kendi nefslerini O'nun nefsine tercih etmeleri yakışmaz! Onların Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa maruz kalmaları, hakikat bilgisini inkar edenleri öfkelendirecek yerlere yerleşmeleri, düşmana karşı bir zafer kazanmaları; kendilerine imanın gereği fiiller olarak yazılmıştır! Muhakkak ki Allah muhsinleri mükafatsız bırakmaz.
121
Ne zaman küçük veya büyük bir bağış infak etseler, yeryüzünde yolculuk yapsalar; bu onlara kesinlikle yazılmış olduğu içindir. . . Bu, Allah'ın kendilerini, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlandırması içindir!
122
İman edenlerin hepsinin birden sefere çıkmaları yerinde olmaz! Onlardan her bir topluluktan bir grubun, arkalarında kalması; Din'i iyice anlamaya çalışması gerekir. Onlar seferden geri döndüklerinde, belki sakınırlar diye, kavimlerini uyarmaları için!
123
Ey iman edenler! Küffardan (gerçeği inkar edenlerden) size yakın olanlarla savaşın! Sizde şiddet, aziym, yoğun iman yaşamını bulsunlar. . . Bilin ki Allah korunanlarla beraberdir!
124
Bir sure inzal edildiğinde, onlardan kimi: "Bu hanginizin imanını arttırdı (ne yararı oldu)?" der. . . İman etmiş olanlara gelince, onların imanını artırmıştır, onlar müjdeleşip seviniyorlar.
125
Hastalıklı düşünce sahiplerine gelince; onların pisliğine pislik katıp arttırmış; onlar hakikat bilgisini inkar edenler olarak ölmüşlerdir.
126
Görmüyorlar mı ki onlar her yıl bir veya iki kere deneniyorlar? (Hala) tövbe etmiyorlar; ibret de almıyorlar.
127
Bir sure inzal edildiğinde: "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirlerine bakıp sonra sıvışarak gittiler. . . Anlayışsız bir topluluk olmaları dolayısıyla da Allah bilinçlerini (ters) döndürdü.
128
Andolsun ki size Rasul geldi içinizden, Aziyz'dir; sizin sıkıntıya uğramanız O'na ağır gelir. . . Size haristir! İmanlılara (hakikatine iman edene) Rauf (şefkatli) ve Rahıym'dir (hakikatlerindeki kemalatlarını yaşatıcıdır).
129
Eğer yüz çevirirler ise de ki: "Allah bana yeter! Tanrı yoktur sadece 'HU'! O'na tevekkül ettim. . . Arş-ı Aziym'in Rabbi 'HU'dur!"