57
SURE
Hadid Suresi
⌄
⌄
1
3
4
O, semaları ve arzı altı süreçte yaratan, sonra da arşa istiva edendir! Arza gireni ve ondan çıkanı; semadan inzal olanı ve onun içinde uruc edeni bilir. . . Nerede olursanız O sizinle (hakikatinizin Esma ül Hüsna'sıyla varolması sonucu) beraberdir! (Maiyet sırrına işaret). Allah yaptıklarınızı (yaratan olarak) Basıyr'dir.
6
7
8
9
10
Ne oluyor size ki, semaların ve arzın mirası Allah'a ait olduğu halde (sonunda her şeyinizi dünyada terk edeceğiniz halde), Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Sizden, fetihten önce infak etmiş ve savaşmış kimse (bunu yapmayanla) bir olmaz! Bunlar derece itibarıyla, (fetihten) sonra infak etmiş ve savaşmış kimselerden daha büyüktür! Allah hepsine en güzeli vadetmiştir. Allah yaptıklarınızda Habiyr'dir.
11
12
13
O gün ikiyüzlü (münafık) erkekler ve ikiyüzlü kadınlar, iman edenlere: "Bizi bekleyin ki nurunuzdan yararlanalım" der! "Geriye dönün de bir nur araştırın" denildi. Derken aralarına kapısı olan bir sur (geçilmez perde) çekilir ki, onun batını (iç alemi) içinde rahmet vardır, onun zahiri azap tarafındandır.
14
(İkiyüzlüler) onlara (iman edenlere): "Sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. "Evet ama siz, Allah'ın emri (ölüm) gelesiye kadarki süreçte, nefslerinizi fitneye düşürdünüz (imanı yaşamadınız), gözetleyip durdunuz, şüphe ettiniz, kuruntular da sizi aldattı ve o çok aldatıcı da (bilincinizdeki şartlanmışlık fikirleri) Allah'la (siz O'ndan var oldunuz ne yapsanız bir şey olmaz size, kuruntusuyla) sizi aldattı!"
15
16
İman edenler için, Allah'ın zikri (hatırlanışı) ve Hak'tan inzal olana bilinçlerinin huşu duyması vakti gelmedi mi? Ki daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar (ibadetleri adete dönüşmesin, çalışmalarını düşünerek hissederek yapsınlar)! Onların (İsrailoğullarının) üzerlerinden uzun müddet geçmişti de (ibadetleri adete dönüşmüştü), bu yüzden kalpleri katılaşmıştı (yaptıklarını düşünüp hissedip yaşamadan, adet diye yapmaya başlamışlardı)! Onlardan (Yahudilerden) çoğunun inançları bozuktur!
17
18
19
Esma'sıyla hakikatleri olan Allah'a ve Rasulüne iman edenlere gelince, işte onlar sıddıkların ve Rablerinin indinde şehidlerin (Al-u İmran: 18'de belirtilen şehadet; halk anlayışına göre şehit değil. A. H. ) ta kendileridirler! Onların mükafatları ve nurları vardır (hem Nebiye hem Rasule iman etmişler). . . Hakikat bilgisini inkar edenler ve varlıklarındaki Esma işaretlerimizi yalanlayanlar var ya, işte onlar cahim (cehennem)in ashabıdırlar.
20
İyi bilin ki dünya hayatı sadece bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür; aranızda bir büyüklenme ve mallarda ve evlatta çoğalma yarışıdır! (Bunlar) şu misaldeki gibidir: Yağmurun yeşerttiği ekinle mutlu olurlar ama sonra bakarsın ki o yeşillikler kurur, sararır ve toprak olur hepsi! Sonsuz gelecek yaşamda ise ya şiddetli bir azap veya Allah'tan bir mağfiret ve Rıdvan vardır. Dünya hayatı nesneleri, kendini aldatmaktan başka bir şey değildir.
21
(O halde) Rabbinizden bir mağfirete ve Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve Rasullerine iman edenler için hazırlanmış olan, genişliği sema ve arzın genişliği gibi olan bir cennete, yarışarak koşun! İşte bu Allah'ın fazlıdır ki onu dilediğine verir! Allah, Zül Fadlil Aziym'dir (büyük lütuf sahibidir).
22
23
24
25
Andolsun ki Rasullerimizi apaçık deliller olarak irsal ettik ve onlarla birlikte Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsini ve mizanı da (muhakeme - dengeleme) inzal ettik ki, insanlar kıst'ı (adaleti) ayakta tutsunlar! Kendisinde şiddetli bir güç bulunan ve insanlar için faydaları olan (kanda mevcut; mağma - insan bedenindeki demir ilişkisi?) Hadiyd'i (demir) de inzal ettik ki Allah, kendisine ve Rasullerine gayblarında kimin yardım ettiğini bilsin. Muhakkak ki Allah Kaviyy'dir, Aziyz'dir.
26
27
Sonra Rasullerimizle onların eserleri üzere takviye ettik! Meryem'in oğlu İsa ile de takviye ettik; Ona İncil'i (müjde olan BİLGİ) verdik. . . Ona tabi olanların kalplerinde şefkat, sınırsız hoşgörü ve rahmet ve Ruhbaniyet (Allah'a ermeyi) oluşturduk; bu amaçla yaptıkları ruhbaniyet çalışmalarını ise (çok büyük korku dolayısıyla sırf uhrevi - ruhani yaşama dönük çalışma) onlar uydurdular! (Oysa) onu (Ruhbaniyeti) onlara mükellef kılmamıştık. Ancak Allah'ın rıdvanını (cennet nimetlerini) talep etmek için bunu başlattılar. . . (Ama) ona hakkıyla da riayet etmediler! Onlardan iman edenlere ecirlerini verdik. . . (Ancak) onlardan (ruhbanlardan) çoğunun inancı bozuktur!
28