5
SURE

Maide Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ey iman edenler, anlaşmalarınıza tam olarak uyun. . . İhramlı iken, avlanmayı helal saymamanız şartıyla ve size bildirilenler müstesna, otyiyenler (koyun, sığır, keçi, deve gibi) size helal kılındı. . . Muhakkak ki Allah dilediğini hükmeder.
2
Ey iman edenler! ŞeairAllah'a (Allah nişanelerine, Allah'ı çağrıştırana - hissettirene), haram aylara, Beytullah'a hediye olunan kurbanlıklara, özel gerdanlıklı kurbanlara, Rablerinden bir fazl ve rıdvan isteyerek Beyt'e gelenlere, hürmetsizlik yapmayın. . . İhramdan çıktığınızda avlanabilirsiniz. . . Mescid-i Haram'a (daha önce) girmenizi engellediler diye bir kavme olan nefretiniz, sizi haddi aşmaya sevketmesin. . . Birr ve takva üzere yardımlaşın; zulüm ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. . . Allah'tan (yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun. . . Muhakkak ki Allah, Şediyd ül 'Ikab'dır (şiddetle kötülüğün sonucunu yaşatandır).
3
Size ölmüş hayvan eti, kan, domuz eti, Allah'tan gayrı adına boğazlananlar haram kılınmıştır. Ayrıca boğularak, dövülerek öldürülen veya bir yerden düşerek ölen veya derisi yüzülerek öldürülen veya vahşi hayvan tarafından parçalanmış olan veya tapınaklardaki dikili taşlarda kesilmiş olan hayvanların etleri de haramdır. Fal oklarıyla (veya bu amaçlı araçlarla geleceğe dönük) kısmet aramanız da! Bütün bunlar fısktır (yoldan çıkmaktır). . . Bu gün hakikati inkar edenler, sizin Dininizi geçersiz kılma konusunda umutsuzluğa düşmüşlerdir. . . Artık onlardan korkmayın, benden haşyet edin. . . Bu gün sizin için Dininizi ikmal ettim (Din konusundaki bilgilenmenizi), üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için Din (anlayışı) olarak İslam'a (Allah'a tam teslimiyete) razı oldum. . . Her kim açlık dolayısıyla çok zor durumda kalırsa, haramı helal saymaksızın bunlardan yiyebilir. Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
4
Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. . . De ki: "Size güzel - temiz gıdalar helal kılınmıştır. . . Bir de Allah'ın size talim ettiğinden öğrettiğiniz, alıştırıp eğittiğiniz avcı hayvanların, sizin için tuttuklarından yeyin ve üzerine Allah ismini zikredin. . . Allah'tan korunun. . . " Muhakkak ki Allah Seriy'ul Hisab'dır (seriy'ul hesap = açığa çıkanın sonucunu bir sonraki anda oluşturan).
5
Bu gün size güzel - temiz tüm gıdalar helal kılınmıştır. . . Kendilerine hakikat bilgisi verilmiş olanların yemekleri size helaldır. . . Sizin yemekleriniz de onlara helaldır. . . İman eden kadınların iffetli olanları ile sizden önce kendilerine hakikat bilgisi verilenlerden iffetli olan kadınlar da, mehrlerini vermeniz (nikahlamanız), zinadan uzak durmaları ve (gizli) dost tutmamaları şartıyla, size helaldır. . . Kim imanın şartlarını ve gereklerini tanımayıp, hakikati inkar ederse, elbette onun yaptığı işler boşa gider ve o, sonsuz gelecek sürecinde hüsranda olanlardandır.
6
Ey iman edenler. . . Salata doğrulduğunuzda yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi su ile yıkayın; başlarınızı mesh edin ve iki topuğunuza kadar ayaklarınızı da yıkayın. . . Eğer cünüp iseniz bütün vücudunuzu yıkayın. . . Eğer hasta olmuşsanız veya bir sefer üzere iseniz veya sizden biri tuvalet ihtiyacını gidermiş olarak gelirse yahut kadınlarla yatmışsanız, su da bulamamışsanız; temiz toprağa teyemmüm edin. . . Yüzlerinizi ve ellerinizi ondan mesh edin. . . Allah size güçlük oluşturmak dilemez, fakat sizi arındırmak ve "HU"nun nimetini sizin üzerinizde tamamlamayı diler; ta ki şükredesiniz (değerlendiresiniz).
7
Üzerinizdeki Allah nimetini ve sizi onunla bağladığı sözleşmeyi hatırlayın; hani "İşittik ve itaat ettik" demiştiniz. . . Allah'tan korunun! Muhakkak ki Allah içinizdekilere, onların Esma'sıyla hakikati olarak Aliym'dir.
8
Ey iman edenler. . . Allah için dosdoğru durun, adil şahitler olun. . . Bir topluluğa olan nefretiniz sizi adaletsizliğe sevketmesin! Adil olun, bu anlayış korunmaya daha yakındır. . . Allah'tan korunun! Muhakkak ki Allah tüm fiillerinizi (onların yaratanı olarak) Habiyr'dir.
9
Allah, iman edip imanının gereği fiilleri ortaya koyanlara (şöyle) vadetmiştir: "Onlar için mağfiret ve aziym bir mükafat vardır. "
10
Hakikati inkar edenlere ve (Esma'nın açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennem halkıdır.
11
Ey iman edenler. . . Üzerinizdeki Allah nimetini hatırlayın. . . Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya (zarar vermeye) niyetlenmişti de, onların ellerini sizden çekmişti. . . Allah'tan korunun! İman edenler, Allah'a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El Vekiyl isminin, gereğini yerine getireceğine iman etsinler).
12
Andolsun ki Allah, İsrailoğullarının sözünü aldı. . . Onlardan on iki temsilci ba'settik. . . Allah şöyle buyurmuştu: "Ben muhakkak sizinleyim. . . Salatı ikame ettiğiniz, zekatı verdiğiniz, Rasullerime iman edip onlara yardımcı olduğunuz; Allah'a karz-ı hasen ile borç verdiğiniz takdirde, kötülüklerinizi sizden silerim; elbette sizi altlarından nehirler akan cennetlere koyarım. . . Bundan sonra sizden kim hakikati inkar ederse, gerçekten yolun ortasından sapmıştır. "
13
Ahdlerini bozmaları ile onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık (anlayışlarını kilitledik)! Kelimelerdeki manaları asıl anlamlarından saptırırlar. Uyarıldıkları hakikatlerden haz almayı unuttular. . . Pek azı hariç, onlardan daima hainlik görürsün. . . Onları affet, aldırma! Muhakkak ki Allah ihsan sahiplerini sever.
14
"Biz Nasarayız" diyenlerden de söz almıştık! Bunlar da hatırlatıldıkları şeyden bir hisse almayı unuttular. . . Biz de onların arasına, kıyamet süreci başlayana kadar düşmanlık ve nefret saldık. . . Allah onlara ne üretip oluşturduklarını gösterecektir.
15
Ey hakikat bilgisi verilmiş olanlar. . . Hakikat bilgisinden gizlediklerinizin birçoğunu size açıklayan ve birçoğunu (gizlemenizi de) affeden Rasulümüz geldi. . . Gerçekten size Allah'tan bir Nur ve Kitab-ı Mubiyn (açık seçik Sünnetullah bilgisi) gelmiştir.
16
Rıdvanına (insandaki Esma hakikatiyle tahakkuk kuvvesi - melekesi) tabi olanları, Allah hakikatleri olan Esma özellikleriyle, hakikate erdirir; onları Esma bileşimlerinin elvermesiyle karanlıklardan nura çıkarır ve onları doğru yaşam yoluna yöneltir.
17
Andolsun ki "Allah, Meryemoğlu Mesih'tir" diyenler hakikati inkar etmişlerdir! De ki: "Eğer Meryemoğlu Mesih'i, Onun anasını ve yeryüzünde kim varsa hepsini birden helak etmeyi dilerse, kim Allah'a karşı koyacak bir kuvvete sahiptir?". . . Semaların, arzın ve ikisi arasındakilerin varlığı Allah (Esma ül Hüsna özelliklerinin açığa çıkması - seyri) içindir! Dilediğini yaratır! Allah her şeye Kaadir'dir.
18
Yahudi ve Nasara: "Biz Allah'ın oğulları ve O'nun sevdikleriyiz" dediler. . . De ki: "Öyle ise sizi niçin suçlarınız yüzünden azaplandırıyor?". . . Hayır, siz de O'nun yarattığı bir beşersiniz. . . Dilediğini mağfiret eder, dilediğine azap eder. . . Semaların, arzın ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah içindir. . . Dönüş O'nadır!
19
Ey kendilerine hakikat bilgisi verilmiş olanlar. . . Rasullerin arasının kesildiği bir süreçte, size gerçekleri açıklayan Rasulümüz gelmiştir. . . "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz (diye). . . İşte size müjdeleyici ve uyarıcı (Rasul) geldi. . . Allah her şey üzerine Kaadir'dir.
20
Bir zaman Musa, halkına şöyle demişti: "Ey halkım, üzerinizdeki Allah nimetini hatırlayın; içinizde Nebiler meydana getirdi ve sizi melikler kıldı; alemlerden hiç kimseye vermediğini (insana has olan yeryüzünde halife olması bilgisini) size verdi. "
21
"Ey halkım, Allah'ın sizin için yazdığı (takdir ettiği) Arz-ı Mukaddes'e (kutsal vadi) girin, eskiye dönmeyin; yoksa hüsrana uğrayanlar olarak dönersiniz. "
22
Dediler ki: "Ya Musa, muhakkak ki orada zorba bir halk yaşıyor. . . Onlar oradan çıkıncaya kadar biz oraya asla giremeyiz. . . Şayet oradan kendiliklerinden giderlerse, o zaman biz gireriz. "
23
Korktukları toplum içinden gelen Allah'ın in'amda bulunduğu iki adam şöyle dedi: "Onların üzerine kapıdan girin. . . Ona girdiğinizde artık muhakkak ki siz galiplersiniz. . . Eğer iman edenler iseniz Allah'a tevekkül edin (hakikatinizdeki El Vekiyl isminin özelliğinin, gereğini yerine getireceğine iman edin). "
24
Dediler ki: "Ya Musa, orada oldukları müddetçe biz oraya ebeden girmeyeceğiz. . . Git, sen ve Rabbin; ikiniz savaşın! İşte burada oturucularız. "
25
(Musa) şöyle dedi: "Rabbim. . . Muhakkak ki ben, sadece kendime ve kardeşime söz geçirebiliyorum. . . Artık bizimle o fasıklar (inancı bozulmuşlar) topluluğunun arasını ayır. "
26
Buyurdu ki: "Artık orası onlara kırk sene haram edilmiştir. . . Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. . . Artık sen de o fasıklar (inancı bozulmuşlar) topluluğu için üzülme. "
27
Onlara Adem'in iki oğlunun haberini, Hak olarak anlat. . . Hani ikisi de birer kurban takdim etmişlerdi de, birinden kabul olunmuş, diğerinden kabul olunmamıştı. . . (Kabul olunmayan Kabil) şöyle dedi: "Kesinlikle seni öldüreceğim". . . (Kabul olunan Habil) ise: "Allah yalnızca muttakilerden kabul eder" dedi.
28
"Yemin ederim sen beni öldürmek için elini uzatsan da, ben elimi öldürmek için sana uzatacak değilim! Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım!"
29
"İsterim ki hem benim suçumun vebalini hem de kendi suçunun vebalini yüklenesin; ateş ehlinden olasın. . . İşte budur zalimlerin cezası!"
30
Nihayet benliğindeki hırs ve haset ona kardeşini öldürmeyi kolaylaştırdı, böylece onu öldürdü. . . Bu yüzden hüsrana uğrayanlardan oldu.
31
Bunun üzerine Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için, toprağı eşeleyen bir karga ba'setti. . . (Kabil) kendi kendine söylendi: "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olmaktan acizim ki kardeşimin cesedini toprağa gömmeyi düşünemedim!" Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.
32
Bu nedenledir ki İsrailoğulları üzerine şunu yazdık: "Kim bir kişiyi bir kişiye karşılık (kısas) veya yeryüzünde fesada karşılık olmaksızın öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir. . . Kim de onu diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibidir. . . " Andolsun ki Rasullerimiz onlara açık deliller olarak geldi; ama hala onlardan birçoğu bunun ardından, yeryüzünde israf etmektedirler (verdiklerimizi değerlendirmemekteler).
33
Allah ve O'nun Rasulü ile savaşanların ve yeryüzünde fesat çıkartmak için uğraşanların yaptığının karşılığı; öldürülmeleri yahut asılmaları yahut ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut hapsedilmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. . . Sonsuz gelecek sürecinde ise onlara aziym bir azap vardır.
34
Ancak, elinize geçmeden önce tövbe edenler müstesna. . . İyi bilin ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
35
Ey iman edenler! Allah'tan korunun; O'na yakinedinmenizi sağlayacak vesileyi isteyin ve O'nun yolunda aziymle gayret edin ki kurtuluşa eresiniz.
36
Hakikati inkar edenlere gelince; eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve bir o kadarı da beraber onların olsa da kıyamet sürecinin azabından kurtulmak için onu fidye verseler, onlardan bu asla kabul edilmez! Onlar için üzücü azap vardır.
37
Ateşten çıkmak isterler ama oradan dışarı çıkamazlar. . . Onlar için daimi bir azap vardır!
38
Hırsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadının ellerini kesin; yaptıklarına karşılık ve Allah'tan ibret verici bir azap olarak! Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
39
Fakat kim zulmünden sonra tövbe eder ve (halini) ıslah ederse, muhakkak ki Allah onun tövbesini kabul eder. . . Kesinlikle Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
40
Semalar ve arzın mülkü Allah içindir (hakikatini), bilmedin mi? Dilediğini azaplandırır ve dilediğini bağışlar! Allah her şeye Kaadir'dir.
41
Ey Rasul! Kalpleriyle (şuurlu olarak - anlamını hissedip yaşayarak) iman etmedikleri halde, ağızlarıyla "İman ettik" diyenlerden küfürde koşuşanlar, seni mahzun etmesin. . . Yahudi olanlardan öylesi var ki, yalan uydurmak için veya sana gelmemiş bir topluluk adına (aracı olarak) dinleyendir. . . Yerli yerince söylenen Kelimeleri tahrif ederek, "Size şu verilirse alın, eğer o verilmez (Allah hükmü ile hükmedilir) ise sakın yanaşmayın" derler. . . Allah bir kimsenin dalaletini dilerse, artık onun için sen Allah'tan bir şey bekleyemezsin. . . İşte onlar, Allah'ın kalplerini arındırmayı dilemediği kimselerdir. . . Dünyada onlar için rezillik vardır. . . Sonsuz gelecek sürecinde de onlar için çok büyük azap vardır.
42
(Onlar) sürekli yalan dinleyenler, çokça haram yiyenlerdir. . . Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet yahut onlardan yüz çevir. . . Eğer onlardan yüz çevirir isen, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. . . Şayet hükmedersen onların arasında adaletle hükmet. . . Muhakkak ki Allah muksitleri (adil olup her şeyin hakkını verenleri) sever.
43
İçinde Allah hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken, neden seni hakem yaparlar; üstelik senin verdiğin hükümden sonra da yüz çevirip giderler! Böyleleri iman eden değildir!
44
Gerçek ki, içinde nur ve hakikat bilgisi olan Tevrat'ı biz inzal ettik. . . Teslim olmuş Nebiler, onunla Yahudilere hükmederdi; Rabbaniler (Tevrat'a göre Yahudilerin terbiyesiyle ilgilenenler) ve Ahbar (ilim ve hikmet sahipleri) da onun üzerine şahitler olarak hakikat bilgisini korumakla görevliydiler. . . O halde insanlardan korkmayın, Ben'den korkun! Benim bildirdiğim gerçekleri az bir menfaate satmayın! Kim Allah'ın inzal ettiği (hüküm) ile hükmetmezse, işte onlar hakikati inkar edenlerin ta kendisidir!
45
Onda (Tevrat'ta), onlara şöyle hükmettik: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak ve dişe diş! Yaralarda da eş değer karşılık. . . " Fakat kim onu (kısas hakkını) bağışlarsa, o onun için geçmiş suçlarına örtü olur!. . Kim Allah'ın inzal ettiği (hüküm) ile hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
46
Daha onların (teslim olmuş Nebilerin) izleri üzere, Tevrat'tan, ellerindekini (gerçek olanını) tasdik edici olarak Meryemoğlu İsa'yı gönderdik. Ona, içinde Hüda (hakikat ilmi) ve Nur bulunan; Tevrat'tan Ona ulaşmış olanı da tasdik eden, korunanlar için bir hidayet kılavuzu mahiyetindeki İncil'i, öğüt olması için verdik.
47
İncil'e uyanlar, Allah'ın inzal ettiği İncil'deki hükümlerle hükmetsin. . . Kim Allah'ın inzal ettiği ile (hükümlerle) hükmetmez ise, işte onlar fasıkların ta kendileridir!
48
Sana da, kendinden önce inzal olmuş hakikat bilgilerini tasdik eden ve onlar üzerine koruyucu, şahit, hakim olan, Hakk'ı ihtiva eden hakikat (Sünnetullah bilgisini) inzal ettik. . . O halde onların aralarında Allah'ın inzal ettiği ile hükmet. . . Hak'tan sana geleni bırakıp, onların boş heves ve arzularına tabi olma. . . Sizden her biriniz için bir şir'at (yaşam ortam ve şartlarına göre kurallar) ve bir minhac (zamanla değişmesi mümkün olmayan realiteler üzerine kurulmuş sistem) oluşturduk. . . Eğer Allah dileseydi, elbette sizi bir tek toplum yapardı! Fakat size verdiği ile sizi denemek istedi (ta ki ne olduğunuz sizce bilinsin). . . O halde hayır yapmada yarışın! Hep birlikte dönüşünüz Allah'adır. . . Hakkında ayrılığa düşüp tartıştığınız şeyleri size haber verecektir.
49
(Sana şu hükmü verdik): Onların aralarında Allah'ın sana inzal ettiği hüküm ile hükmet. . . Onların (nefsaniyetten kaynaklanan) gerçeğe dayanmayan isteklerine tabi olma. . . Allah'ın sana inzal ettiğinin bazısından seni fitneye düşürmelerinden sakın! Eğer yüz çevirirlerse iyi bil ki, bazı suçlarından dolayı, Allah onlara bir musibet vermek istiyor. . . Muhakkak ki, insanların çoğu gerçekten bozuk inanca sahiptirler.
50
(Yoksa) Cahiliye hükmünü mü istiyorlar? Hakikata yakini olan topluluk için, Allah'tan daha güzel hüküm veren kimdir?
51
Ey iman edenler. . . Yahudileri ve Hristiyanları hami - dostlar edinmeyin. . . Onlar birbirlerinin dostu - hamisidirler. . . Sizden kim onları hami - dost edinirse, muhakkak ki o da, onlardandır. . . Muhakkak ki Allah zalimler topluluğuna hidayet etmez (nefsine zulmedenlere hakikati yaşatmaz)!
52
Sağlıklı düşünemeyenlerin (münafıkların), "Olayların akışının bizim aleyhimize dönmesinden korkuyoruz" diyerek, onların (Yahudi ve Nasaranın) arasına süratle daldıklarını görürsün. . . Umulur ki Allah, açıklık veya (HU) indinden bir hüküm getirir de, (onlar) içlerinde sakladıklarından (nifaktan) pişmanlık duyarlar.
53
İman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına, bütün güçleriyle Allah adına yemin edenler bunlar mı?" Yaptıkları boşa gitmiştir; hüsrana uğrayanlar olmuşlardır.
54
Ey iman edenler. . . Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah (onun yerine) öyle bir topluluk getirir ki, (O) onları sever, (onlar da) O'nu severler. . . İman edenlere karşı alçak gönüllü, hakikati inkar edenlere karşı onurludurlar. (Onlar) hiçbir kınayanın kınamasından korkmaksızın, Allah uğruna mücahede ederler. . . Bu Allah'ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir. . . Allah Vasi'dir, Aliym'dir.
55
Sizin Veliyy'niz sadece Allah'tır, "HU"nun Rasulüdür ve (şu) iman edenlerdir ki, onlar salatı ikame ederler ve rüku halinde zekatı verirler.
56
Kim Allah'ı, "HU"nun Rasulünü ve iman edenleri veli edinir ise, (bilsin ki) muhakkak Allah taraftarları, galip gelecek olanların ta kendileridir!
57
Ey iman edenler. . . Sizden önce kendilerine hakikat bilgisi verilenlerin, dininizi alay, eğlence konusu edinenlerini ve hakikati inkar edenleri veliler edinmeyin! Eğer iman ehliyseniz Allah'tan korunun!
58
Salat için ezan okuduğunuzda, ezanı alay ve eğlence edindiler. . . Bu, onların aklını kullanamayan bir güruh olmalarından ötürüdür.
59
De ki: "Ey hakikat bilgisi verilmiş olanlar, yalnızca hakikatimiz olan Allah'a, bize inzal olunana ve daha önce inzal olunana iman ettiğimiz için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Sizin ekseriyetiniz, yoldan çıkmışlardır!"
60
De ki: "Allah indinde, yapageldiklerinin karşılığı ne kadar kötüdür, bu konuda size haber vereyim mi? Allah'ın lanetlediği ve gazap ettiğidir o kimse! (Allah) onları maymunlar (düşünmeden taklitle yaşayanlar), domuzlar (şehevi zevkleri için yaşayanlar) ve tağuta (şeytana - vehmine - dürtülerine) tabi olarak yaşayanlar haline dönüştürmüştür! İşte bunlardır mekanı en kötü olanlar ve yolun ortasından sapanlar!
61
Size geldiklerinde "İman ettik" dediler. . . Gerçekte ise (yanınıza) inkarla girip, yine onunla çıkmışlardır. . . Allah gizlemekte olduklarını, yaptıklarını yaratan olarak daha iyi bilir.
62
Onlardan çoğunun Allah'a karşı suça meyilli; düşmanlıkta ve haram yemekte süratli gittiklerini görürsün. . . Yapmakta oldukları ne kadar da kötüdür!
63
Rabbaniler ve Ahbar (Maide:44'te açıklandı) onları Allah'a karşı suç olanları söylemekten ve haram yemekten engelleseler ya. . . Onların yapıp üretmekte oldukları ne kötüdür!
64
Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. . . Söyledikleri kendilerinde açığa çıktı, kendi elleri bağlandı ve lanetlendiler! Bilakis, Allah'ın iki eli de açıktır; dilediğince bağışlamaya devam ediyor! Andolsun ki, Rabbinden sana inzal olunan, onlardan çoğunun inkar ve tuğyanını (isyan ile haddini aşmayı) arttırır! Onların arasına kıyamet sürecine kadar düşmanlık ve nefret duygusu yerleştirdik! Her ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürdü. . . (Gene de) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. . . Allah inançları saptırma peşinde koşanları sevmez.
65
Eğer, önceden kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olup (bunu değerlendiremeyenler), iman edip, (şirkten) korunsaydı, elbette onların kötülüklerini siler ve onları Naim cennetlerine koyardık.
66
Şayet onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden onlara inzal olunanı değerlendirip gereğini uygulasalardı, elbette fevklerinden ve ayaklarının altından gelen (manevi ve maddi alemlerden alacakları) nimetlerle yaşarlardı! Onlardan ümmet-i mukteside (hepsinin hakkını veren) var; ama çoğu ne kötü işler yapıyor!
67
Ey (şerefli) Rasul. . . Rabbinden sana inzal olunanı tebliğ et! Eğer yapmazsan, "HU"nun risaletini eda etmemiş olursun! Allah seni insanlardan korur. . . Muhakkak ki Allah, hakikati inkar edenler topluluğuna hidayet etmez!
68
De ki: "Ey önceden kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size inzal olunanı ikame etmedikçe (bilfiil yaşamadıkça), bir şey üzere değilsiniz!" Andolsun ki, Rabbinden sana inzal olunan, onlardan çoğunun inkarını ve taşkınlığını arttırır. . . O halde inkarcılar topluluğuna üzülme!
69
Muhakkak ki iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Nasara'dan kim (alemlerin ve kendisinin Rabbi olan) Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman eder ve imanının gereğini yaparsa, onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar!
70
Andolsun biz, İsrailoğullarının sözünü aldık ve onlara Rasuller irsal ettik! Onlara ne zaman benliklerinin hoşlanmayacağı bir şey ile bir Rasul gelse, kimini yalanladılar ve kimini de öldürdüler!
71
Bir zararı olmayacak zannettiler de (hakikate) kör oldular, (hakikatin seslenişine) sağır kesildiler! Sonra Allah onların tövbelerini kabul etti. . . Sonra onlardan çoğu (yine) kör (hakikati değerlendirememek) ve sağır (anlatılanı algılayamamak) kesildiler! Allah onların yapmakta olduklarına (yaptıklarının yaratanı olarak) Basıyr'dir.
72
Andolsun ki: "Allah, Meryemoğlu Mesih'tir" diyenler hakikati inkar edenlerden oldular. . . (Oysa) Mesih şöyle dedi: "Ey İsrailoğulları. . . Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz (olan) Allah'a kulluk edin. . . Çünkü kim Allah'a şirk koşarsa, muhakkak Allah ona cenneti haram kılmıştır! Onun varacağı yer cehennem ateşidir! Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur!"
73
Andolsun ki: "Allah, üç'ün üçüncüsüdür" diyenler de hakikati inkar edenlerden olmuşlardır! Tanrısallık kavramı geçersizdir, Uluhiyet sahibi TEK'tir!. . Söylemekte olduklarından vazgeçmezler ise, onlardan hakikati inkar edenler, elbette acı veren azabı yaşayacaklardır!
74
Hala Allah'a tövbe edip, bağışlanmaları için yalvarmayacaklar mı? Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
75
Meryemoğlu Mesih sadece bir Rasuldür. . . Ondan önce de Rasuller gelip geçti! Onun annesi sıddikadır (hakikati görüp şüphesiz tasdik etmiş olan)! İkisi de yemek yerlerdi (beşerdi)!. . İşaretleri onlara nasıl açıkladığımıza bir bak! Sonra bak, nasıl gerçekten sapıyorlar!
76
De ki: "Allah dununda, sizin için bir zarar veya faydası olmayanlara mı kulluk ediyorsunuz? Allah 'HU'dur; Semi' ve Aliym. "
77
De ki: "Ey Ehl-i Kitap. . . Dininizde, haksız olarak ölçüyü kaçırıp haddi aşmayın. . . Daha önce birçoğunu saptırmış ve yolun merkezinden sapmış bir kavmin boş hayallerine tabi olmayın!"
78
İsrailoğullarından Hakk'ı inkar edenler, Davud'un ve Meryemoğlu İsa'nın lisanı üzere lanetlenmişlerdir (Allah'tan uzak düşmüşlerdir). . . Bu (sonuç), onların isyan etmeleri ve haddi aşmaları yüzündendir.
79
Yaptıkları herhangi bir çirkin davranıştan birbirlerini vazgeçirmezlerdi. Yaptıkları ne kötü idi!
80
Onlardan birçoğunun, hakikat bilgisini inkar edenleri veli edindiklerini görürsün. . . Benliklerinin kendileri için hazırladığı gelecek ne kötüdür! Allah onlara gazap etmiştir! Azapta ebedi kalacaklardır.
81
Eğer, varlıklarını El Esma'sından yaratan Allah'a, En Nebi'ye (Hz. Muhammed'e) ve O'na inzal olunana iman etmiş olsalardı, onları (inkarcıları) evliya edinmezlerdi. . . Fakat onlardan birçoğu fasıklardır (inancı bozuk olanlar).
82
Muhakkak ki iman edenlere düşmanlık bakımından insanların en şiddetlisi olarak, Yahudileri ve şirk koşanları bulursun. . . Elbette iman edenlere sevgi bakımından onların en yakını olarak da, "Biz Nasarayız = Hristiyanlarız" diyenleri. . . Ki onlardan (Nasaradan) kıssisin (derin ilim sahibi keşişler) ve ruhban (kendini Allah'a adamış rahipler) vardır ki kesinlikle onlar kibre sapmazlar.
83
Er-Rasul'e (Hz. Rasulullah'a) inzal olunanı işittiklerinde, tanıyıp - bildikleri Hak'tan nazil olmuş bir kısım bilgiden dolayı, gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. . . Derler ki: "Rabbimiz, iman ettik. . . Artık bizi şahitlerle beraber yaz. "
84
"Rabbimizin bizi, salihler topluluğuna katmasını umarken, ne diye Esma'sıyla hakikatimiz olan Allah'a ve Hak'tan bize gelmiş olana iman etmeyelim!"
85
Böyle düşünmeleri nedeniyle, Allah onları içinde ebedi kalacakları, altlarından nehirler akan cennetler ile mükafatlandırdı. . . İşte budur muhsinlerin cezası! (İhsanın cezası = karşılığı = getirisi = sonucu, ihsandır. )
86
Hakikat bilgisini inkar edenlere ve (Esma'nın açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem arkadaşlarıdır!
87
Ey iman edenler!. . Allah'ın sizin için helal ettiği pak rızıkları haram kılmayın ve haddi aşmayın (Allah'ın helal kıldığını haram kabul ederek)! Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez.
88
Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve tayyib olanı yeyin. . . Korunun Allah'tan ki siz O'na, Esma'sıyla nefsinizin hakikati olduğu inancıyla, iman edenlersiniz!
89
Allah sizi düşüncesizce ettiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz! Fakat kasıtlı - bilinçli yeminlerinizden sorumlu olursunuz! Bilinçli yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta yollusundan on yoksulu doyurmak yahut onları giydirmek yahut bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır! Kim bunları yapacak imkana sahip değilse, o takdirde üç gün oruç gerekir. İşte yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffareti budur! Yeminlerinizi muhafaza edin. . . Değerlendirirsiniz diye, Allah işaretlerini sizin için işte böyle açıklıyor.
90
Ey iman edenler. . . Hamr (sarhoşluk veren içkiler), Meysir (kumar), Ensab (putlar, tanrı - ilah vasfı atfetmeler) ve Ezlam (fal okları ve kehanet araçları) ancak şeytani fiiller olarak birer pisliktir! Artık ondan kaçının ki felaha eresiniz.
91
Şeytan, içki ve kumar türleri ile aranıza düşmanlık ve kin yerleştirmeyi, sizi Allah zikrinden ve salattan engellemeyi murat eder ancak. . . Artık vazgeçtiniz değil mi?
92
Allah'a itaat edin, Rasule itaat edin ve sakının! Eğer yüz çevirirseniz, iyi bilin ki, bizim Rasulümüzün üzerine düşen yalnızca apaçık tebliğ etmektir.
93
İman edip imanının gerektirdiği fiilleri ortaya koyanlar, korunmaya devam ederlerse (bir üst mertebede) imana ulaşıp, o imanın gereği çalışmalar yaparlar. . . Sonra bu anlayışa göre korunarak daha üst mertebede iman anlayışına kavuşurlar. . . O anlayışla imanlarının sonucu olarak da ona göre korunmaya başlarlar. . . Bundan sonra, ulaştıkları bu anlayışa göre korunmaya devam etmeleri, onları ihsana (Müşahede mertebesine) erdirir. . . Allah muhsinleri sever.
94
Ey iman edenler. . . Allah sizi, ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği avdan bir şey ile dener; ki bil-gayb (gaybları olan) O'ndan korkan kim, bilinsin! Artık bundan sonra kim haddi aşarsa, onun için acı verici azap vardır.
95
Ey iman edenler. . . İhramda iken avlanmayın. . . Sizden kim kasten avı öldürürse, o işin vebalini tatması için yaptığının karşılığı olarak; öldürdüğünün misli, Kabe'ye ulaşacak bir kurban gerekir. Ki ona da sizden iki adalet sahibi hükmeder. . . Yahut miskinleri doyurma olan bir keffarettir yahut ona denk bir oruç tutmak. . . Allah geçmişi affetmiştir. . . Fakat kim bir daha yaparsa Allah ona yaptığının sonucunu yaşatır!. . Allah Aziyzün Züntikam'dır (açığa çıkan fiilin sonucunu şiddetle yaşatandır).
96
Hem sizin hem de yolcuların faydalanması için, denizde avlanmak ve onun yemeğini yemek helal kılınmıştır. . . Fakat ihramlı olduğunuz sürece karada avlanmak size haramdır! Allah'tan korunun ki, O'na haşrolunacaksınız.
97
Allah Kabe'yi, O Beyt-el Haram'ı, Haram Ay'ı, Hedy'i (kurban) ve Kalaid'i (boynu bağlı kurbanlıklar) insanların kıyamı (imanının ayakta kalması ve devam etmesi için) yaptı. . . Bu, Allah'ın semalar (düşünce boyutu) ve arzda (bedeninde) olanı bildiğini ve Allah'ın her şeye Aliym olduğunu, sizin de bilmeniz içindir.
98
Bilin ki Muhakkak ki Allah, Şediyd ül 'Ikab'dır (şiddetle kötülüğün sonucunu yaşatandır); ve dahi Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
99
Rasule düşen sadece tebliğ etmektir! Allah, açığa vurduklarınızı da içinizde gizlediklerinizi de bilir.
100
De ki: "Habis (pis), tayyib (temiz) ile eş değerde olmaz. . . Habisin çoğunluğu hoşuna gitse bile". . . O halde ey öze ermiş derin düşünür akıl sahipleri (Ulül Elbab), Allah'tan korunun ki kurtuluşa eresiniz.
101
Ey iman edenler. . . Size açıklandığında hoşlanmayacağınız şeylerden, soru sormayın! Eğer Kur'an inzal edilmekteyken cevabından hoşlanmayacağınız şeyleri sorarsanız, cevabı size açıklanır! Allah onları affetmiştir. . . Allah Ğafur'dur, Haliym'dir.
102
Sizden önce de bir topluluk bunu sordu; (aldıkları cevapları hazmedememeleri yüzünden) hakikat bilgisini inkar edenlerden oldular.
103
Allah Bahire, Saibe, Vasıyle ve Ham (isimleriyle tanımlanan bir kısım kurbanlıklar) diye bir şey hükmetmemiştir (bu bir kısım insanların uydurmacılık geleneğidir). Ne var ki, hakikat bilgisini inkar edenler, Allah üzerine yalan uyduruyorlar! Onların çoğunluğu aklını kullanmaz!
104
Onlara: "Allah'ın inzal ettiğine ve Rasule geliniz" denildiğinde, "Babalarımızdan gördüğümüz bize yeter" dediler. . . Babaları bir şey bilmeyen ve hidayet üzere olmayanlarsa da mı?
105
Ey iman edenler. . . Siz nefsinizden sorumlusunuz! Siz hidayet üzere oldukça, sapmış olan size zarar veremez! Sizin hep birlikte dönüşünüz Allah'adır. . . Yapmış olduklarınızın size neler getirdiğini gösterecektir!
106
Ey iman edenler. . . Sizden birine ölüm (alametleri) geldiğinde vasiyet anında, adalet sahibi iki şahit bulunsun. . . Ya da seyahatteyseniz ve ölüm de size isabet etmişse, size iki şahit gereklidir. . . (Şehadetleri konusunda) kuşkulanırsanız, namazı eda etmelerinden sonra onların ikisini alıkoyarsınız, "Yeminimizi, akraba da olsa hiçbir bedele satmayacağız; Allah şahitliğini saklamayacağız; aksi takdirde suçlu oluruz" diye Allah'a yemin ederler.
107
Eğer o iki şahidin geçmişte bir yalan söylediği bilinirse, bunların yerine, karşısında bulundukları taraftan daha evla iki kişi geçer (ve): "Bizim şahitliğimiz o iki şahidin şahitliğinden elbette daha haktır. . . Biz haddi de aşmadık; yoksa o takdirde zalimlerden olurduk" diye Allah adına yemin ederler.
108
İşte bu, şehadetlerini onun vechi üzere getirmeleri (Allah adına yapmaları) için yahut da (yalancı şahitlerin) yeminlerinden sonra, yeminlerinin reddolmasından korkmalarına çözümdür. . . Allah'tan korunun ve algılayın! Allah fasıklar (bozuk - asılsız inançlılar) topluluğunu hakikate erdirmez!
109
Allah, Rasulleri cem edeceği süreçte (Onlara sorar): "Size nasıl icabet edildi?", "Hiçbir bilgimiz yok! Kesinlikle gaybları bilen yalnız sensin" derler.
110
Hani Allah şöyle dedi: "Ey Meryemoğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi an. . . Hani seni, varlığında açığa çıkan Ruh-ül Kuds kuvvesi ile teyit etmiştim. . . Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. . . Hani sana Kitabı, Hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i talim etmiştim (bunlardaki ilmi, bilincinde açığa çıkarmıştım). . . Hani Bi-izni (iznimle) balçıktan kuş şeklinde yaratıyor, onun içinde nefhediyordun da Bi-izni (iznimle) bir kuş oluyordu! Anadan doğma köre ve cüzzamlıya benim iznimle şifa veriyordun. . . Hani ölüleri benim iznimle hayata çıkarıyordun. . . Hani İsrailoğullarını senden engellemiştim! Hani sen kendilerine delillerle gelmiştin de, onlardan hakikat bilgisini inkar edenler şöyle demişti: 'Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değil!'"
111
Hani Havarilere, "Bana ve Rasûlüme ("B"nin işareti kapsamıyla) iman edin" diye vahyetmiştim. . . "İman ettik. . . Sen şahit ol, biz gerçekten müslimleriz" dediler.
112
Hani Havariyyun: "Ey Meryemoğlu İsa! Senin Rabbinin kudreti yeter mi semadan bizim üzerimize bir maide (zahir anlamıyla, sofra; batın anlamıyla, hakikat ve marifete ait ilimler) inzal etmeye?" dediler. . . (Demek istedikleri şuydu: Allah'ın seni yarattığı Esma terkibin yani fıtratın, yaratılış programın, böyle bir şey için yeterli midir? Bu soruyu İsa'dan o güne kadar tüm açığa çıkanlar kapsamında değerlendirmek gerekir. A. H. ) (İsa da:) "Eğer iman edenlerseniz Allah'tan korunun" dedi.
113
Dediler ki: "İsteriz ki o sofradan yiyelim (o ilimleri uygulayalım), kalplerimiz mutmain olsun (açıkladıklarına yakin oluşsun); senin bize (mutlak) hakikati açıkladığını bilelim ve ona şahitlerden olalım. "
114
Meryemoğlu İsa: "Allahım! Rabbimiz. . . Üzerimize semadan bir maide inzal et bizim için de, hem evvelimiz ve hem ahirimiz için bir bayram ve senden bir delil olsun. . . Rızıklandır bizi; sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.
115
Allah buyurdu ki: "Kesinlikle Ben, onu size inzal edeceğim. . . Bundan sonra sizden kim hakikati inkar ederse, Ben ona öyle azap edeceğim ki, alemlerden hiçbirine böyle azap vermedim!"
116
Ve hani Allah şöyle dedi: "Ey Meryemoğlu İsa!. . İnsanlara, 'Allah dununda beni ve annemi iki ilah edinin' diye sen mi söyledin?". . . (İsa) dedi ki: "Subhaneke (tenzih ederim seni)! Benim, Hak olmayanı söylemem nasıl mümkün olur? Eğer onu söylemişsem, (zaten) kesin sen onu bilmişsindir! Sen nefsimde olanı bilirsin, fakat ben senin nefsinde olanı bilmem! Kesin ki gaybların tamamını bilen sensin, sen!"
117
"Onlara: 'Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk bilincine erin' diye senin bana emrettiğinden başka bir şey söylemedim. . . Ben aralarında bulunduğum sürece üzerlerine şahit idim. . . Beni vefat ettirdin! Onlar üzerine Rakıyb sen oldun!. . Sensin her şey üzerine şahit!"
118
"Eğer onları azaplandırırsan, elbette onlar senin kullarındır! Eğer onları bağışlarsan muhakkak ki sensin Aziyz, Hakiym olan, sen!"
119
Allah buyurdu: "Bu, sadıklara, tasdiklerinin (hakikati şüphesiz ve tereddütsüz) sonucunun yaşandığı gündür! İçinde ebedi kalıcılar olarak, altlarından nehirler akan cennetler var onlar için". . . Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı. . . İşte budur büyük kurtuluş!
120
Semalar, arz ve onlarda ne varsa hepsinin varlığı Allah'ındır (Esma'sının manalarının açığa çıkışıdır)! O, her şeye Kaadir'dir.