5
SURE
Maide Suresi
⌄
⌄
1
2
Ey iman edenler! ŞeairAllah'a (Allah nişanelerine, Allah'ı çağrıştırana - hissettirene), haram aylara, Beytullah'a hediye olunan kurbanlıklara, özel gerdanlıklı kurbanlara, Rablerinden bir fazl ve rıdvan isteyerek Beyt'e gelenlere, hürmetsizlik yapmayın. . . İhramdan çıktığınızda avlanabilirsiniz. . . Mescid-i Haram'a (daha önce) girmenizi engellediler diye bir kavme olan nefretiniz, sizi haddi aşmaya sevketmesin. . . Birr ve takva üzere yardımlaşın; zulüm ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. . . Allah'tan (yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun. . . Muhakkak ki Allah, Şediyd ül 'Ikab'dır (şiddetle kötülüğün sonucunu yaşatandır).
3
Size ölmüş hayvan eti, kan, domuz eti, Allah'tan gayrı adına boğazlananlar haram kılınmıştır. Ayrıca boğularak, dövülerek öldürülen veya bir yerden düşerek ölen veya derisi yüzülerek öldürülen veya vahşi hayvan tarafından parçalanmış olan veya tapınaklardaki dikili taşlarda kesilmiş olan hayvanların etleri de haramdır. Fal oklarıyla (veya bu amaçlı araçlarla geleceğe dönük) kısmet aramanız da! Bütün bunlar fısktır (yoldan çıkmaktır). . . Bu gün hakikati inkar edenler, sizin Dininizi geçersiz kılma konusunda umutsuzluğa düşmüşlerdir. . . Artık onlardan korkmayın, benden haşyet edin. . . Bu gün sizin için Dininizi ikmal ettim (Din konusundaki bilgilenmenizi), üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için Din (anlayışı) olarak İslam'a (Allah'a tam teslimiyete) razı oldum. . . Her kim açlık dolayısıyla çok zor durumda kalırsa, haramı helal saymaksızın bunlardan yiyebilir. Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
4
Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. . . De ki: "Size güzel - temiz gıdalar helal kılınmıştır. . . Bir de Allah'ın size talim ettiğinden öğrettiğiniz, alıştırıp eğittiğiniz avcı hayvanların, sizin için tuttuklarından yeyin ve üzerine Allah ismini zikredin. . . Allah'tan korunun. . . " Muhakkak ki Allah Seriy'ul Hisab'dır (seriy'ul hesap = açığa çıkanın sonucunu bir sonraki anda oluşturan).
5
Bu gün size güzel - temiz tüm gıdalar helal kılınmıştır. . . Kendilerine hakikat bilgisi verilmiş olanların yemekleri size helaldır. . . Sizin yemekleriniz de onlara helaldır. . . İman eden kadınların iffetli olanları ile sizden önce kendilerine hakikat bilgisi verilenlerden iffetli olan kadınlar da, mehrlerini vermeniz (nikahlamanız), zinadan uzak durmaları ve (gizli) dost tutmamaları şartıyla, size helaldır. . . Kim imanın şartlarını ve gereklerini tanımayıp, hakikati inkar ederse, elbette onun yaptığı işler boşa gider ve o, sonsuz gelecek sürecinde hüsranda olanlardandır.
6
Ey iman edenler. . . Salata doğrulduğunuzda yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi su ile yıkayın; başlarınızı mesh edin ve iki topuğunuza kadar ayaklarınızı da yıkayın. . . Eğer cünüp iseniz bütün vücudunuzu yıkayın. . . Eğer hasta olmuşsanız veya bir sefer üzere iseniz veya sizden biri tuvalet ihtiyacını gidermiş olarak gelirse yahut kadınlarla yatmışsanız, su da bulamamışsanız; temiz toprağa teyemmüm edin. . . Yüzlerinizi ve ellerinizi ondan mesh edin. . . Allah size güçlük oluşturmak dilemez, fakat sizi arındırmak ve "HU"nun nimetini sizin üzerinizde tamamlamayı diler; ta ki şükredesiniz (değerlendiresiniz).
7
8
9
10
11
Ey iman edenler. . . Üzerinizdeki Allah nimetini hatırlayın. . . Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya (zarar vermeye) niyetlenmişti de, onların ellerini sizden çekmişti. . . Allah'tan korunun! İman edenler, Allah'a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El Vekiyl isminin, gereğini yerine getireceğine iman etsinler).
12
Andolsun ki Allah, İsrailoğullarının sözünü aldı. . . Onlardan on iki temsilci ba'settik. . . Allah şöyle buyurmuştu: "Ben muhakkak sizinleyim. . . Salatı ikame ettiğiniz, zekatı verdiğiniz, Rasullerime iman edip onlara yardımcı olduğunuz; Allah'a karz-ı hasen ile borç verdiğiniz takdirde, kötülüklerinizi sizden silerim; elbette sizi altlarından nehirler akan cennetlere koyarım. . . Bundan sonra sizden kim hakikati inkar ederse, gerçekten yolun ortasından sapmıştır. "
13
Ahdlerini bozmaları ile onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık (anlayışlarını kilitledik)! Kelimelerdeki manaları asıl anlamlarından saptırırlar. Uyarıldıkları hakikatlerden haz almayı unuttular. . . Pek azı hariç, onlardan daima hainlik görürsün. . . Onları affet, aldırma! Muhakkak ki Allah ihsan sahiplerini sever.
14
15
16
17
Andolsun ki "Allah, Meryemoğlu Mesih'tir" diyenler hakikati inkar etmişlerdir! De ki: "Eğer Meryemoğlu Mesih'i, Onun anasını ve yeryüzünde kim varsa hepsini birden helak etmeyi dilerse, kim Allah'a karşı koyacak bir kuvvete sahiptir?". . . Semaların, arzın ve ikisi arasındakilerin varlığı Allah (Esma ül Hüsna özelliklerinin açığa çıkması - seyri) içindir! Dilediğini yaratır! Allah her şeye Kaadir'dir.
18
Yahudi ve Nasara: "Biz Allah'ın oğulları ve O'nun sevdikleriyiz" dediler. . . De ki: "Öyle ise sizi niçin suçlarınız yüzünden azaplandırıyor?". . . Hayır, siz de O'nun yarattığı bir beşersiniz. . . Dilediğini mağfiret eder, dilediğine azap eder. . . Semaların, arzın ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah içindir. . . Dönüş O'nadır!
19
20
21
22
23
Korktukları toplum içinden gelen Allah'ın in'amda bulunduğu iki adam şöyle dedi: "Onların üzerine kapıdan girin. . . Ona girdiğinizde artık muhakkak ki siz galiplersiniz. . . Eğer iman edenler iseniz Allah'a tevekkül edin (hakikatinizdeki El Vekiyl isminin özelliğinin, gereğini yerine getireceğine iman edin). "
24
25
26
27
Onlara Adem'in iki oğlunun haberini, Hak olarak anlat. . . Hani ikisi de birer kurban takdim etmişlerdi de, birinden kabul olunmuş, diğerinden kabul olunmamıştı. . . (Kabul olunmayan Kabil) şöyle dedi: "Kesinlikle seni öldüreceğim". . . (Kabul olunan Habil) ise: "Allah yalnızca muttakilerden kabul eder" dedi.
28
29
30
31
32
Bu nedenledir ki İsrailoğulları üzerine şunu yazdık: "Kim bir kişiyi bir kişiye karşılık (kısas) veya yeryüzünde fesada karşılık olmaksızın öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir. . . Kim de onu diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibidir. . . " Andolsun ki Rasullerimiz onlara açık deliller olarak geldi; ama hala onlardan birçoğu bunun ardından, yeryüzünde israf etmektedirler (verdiklerimizi değerlendirmemekteler).
33
Allah ve O'nun Rasulü ile savaşanların ve yeryüzünde fesat çıkartmak için uğraşanların yaptığının karşılığı; öldürülmeleri yahut asılmaları yahut ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut hapsedilmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. . . Sonsuz gelecek sürecinde ise onlara aziym bir azap vardır.
34
35
36
38
39
40
41
Ey Rasul! Kalpleriyle (şuurlu olarak - anlamını hissedip yaşayarak) iman etmedikleri halde, ağızlarıyla "İman ettik" diyenlerden küfürde koşuşanlar, seni mahzun etmesin. . . Yahudi olanlardan öylesi var ki, yalan uydurmak için veya sana gelmemiş bir topluluk adına (aracı olarak) dinleyendir. . . Yerli yerince söylenen Kelimeleri tahrif ederek, "Size şu verilirse alın, eğer o verilmez (Allah hükmü ile hükmedilir) ise sakın yanaşmayın" derler. . . Allah bir kimsenin dalaletini dilerse, artık onun için sen Allah'tan bir şey bekleyemezsin. . . İşte onlar, Allah'ın kalplerini arındırmayı dilemediği kimselerdir. . . Dünyada onlar için rezillik vardır. . . Sonsuz gelecek sürecinde de onlar için çok büyük azap vardır.
42
(Onlar) sürekli yalan dinleyenler, çokça haram yiyenlerdir. . . Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet yahut onlardan yüz çevir. . . Eğer onlardan yüz çevirir isen, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. . . Şayet hükmedersen onların arasında adaletle hükmet. . . Muhakkak ki Allah muksitleri (adil olup her şeyin hakkını verenleri) sever.
43
44
Gerçek ki, içinde nur ve hakikat bilgisi olan Tevrat'ı biz inzal ettik. . . Teslim olmuş Nebiler, onunla Yahudilere hükmederdi; Rabbaniler (Tevrat'a göre Yahudilerin terbiyesiyle ilgilenenler) ve Ahbar (ilim ve hikmet sahipleri) da onun üzerine şahitler olarak hakikat bilgisini korumakla görevliydiler. . . O halde insanlardan korkmayın, Ben'den korkun! Benim bildirdiğim gerçekleri az bir menfaate satmayın! Kim Allah'ın inzal ettiği (hüküm) ile hükmetmezse, işte onlar hakikati inkar edenlerin ta kendisidir!
45
Onda (Tevrat'ta), onlara şöyle hükmettik: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak ve dişe diş! Yaralarda da eş değer karşılık. . . " Fakat kim onu (kısas hakkını) bağışlarsa, o onun için geçmiş suçlarına örtü olur!. . Kim Allah'ın inzal ettiği (hüküm) ile hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
46
Daha onların (teslim olmuş Nebilerin) izleri üzere, Tevrat'tan, ellerindekini (gerçek olanını) tasdik edici olarak Meryemoğlu İsa'yı gönderdik. Ona, içinde Hüda (hakikat ilmi) ve Nur bulunan; Tevrat'tan Ona ulaşmış olanı da tasdik eden, korunanlar için bir hidayet kılavuzu mahiyetindeki İncil'i, öğüt olması için verdik.
47
48
Sana da, kendinden önce inzal olmuş hakikat bilgilerini tasdik eden ve onlar üzerine koruyucu, şahit, hakim olan, Hakk'ı ihtiva eden hakikat (Sünnetullah bilgisini) inzal ettik. . . O halde onların aralarında Allah'ın inzal ettiği ile hükmet. . . Hak'tan sana geleni bırakıp, onların boş heves ve arzularına tabi olma. . . Sizden her biriniz için bir şir'at (yaşam ortam ve şartlarına göre kurallar) ve bir minhac (zamanla değişmesi mümkün olmayan realiteler üzerine kurulmuş sistem) oluşturduk. . . Eğer Allah dileseydi, elbette sizi bir tek toplum yapardı! Fakat size verdiği ile sizi denemek istedi (ta ki ne olduğunuz sizce bilinsin). . . O halde hayır yapmada yarışın! Hep birlikte dönüşünüz Allah'adır. . . Hakkında ayrılığa düşüp tartıştığınız şeyleri size haber verecektir.
49
(Sana şu hükmü verdik): Onların aralarında Allah'ın sana inzal ettiği hüküm ile hükmet. . . Onların (nefsaniyetten kaynaklanan) gerçeğe dayanmayan isteklerine tabi olma. . . Allah'ın sana inzal ettiğinin bazısından seni fitneye düşürmelerinden sakın! Eğer yüz çevirirlerse iyi bil ki, bazı suçlarından dolayı, Allah onlara bir musibet vermek istiyor. . . Muhakkak ki, insanların çoğu gerçekten bozuk inanca sahiptirler.
50
51
52
Sağlıklı düşünemeyenlerin (münafıkların), "Olayların akışının bizim aleyhimize dönmesinden korkuyoruz" diyerek, onların (Yahudi ve Nasaranın) arasına süratle daldıklarını görürsün. . . Umulur ki Allah, açıklık veya (HU) indinden bir hüküm getirir de, (onlar) içlerinde sakladıklarından (nifaktan) pişmanlık duyarlar.
53
54
Ey iman edenler. . . Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah (onun yerine) öyle bir topluluk getirir ki, (O) onları sever, (onlar da) O'nu severler. . . İman edenlere karşı alçak gönüllü, hakikati inkar edenlere karşı onurludurlar. (Onlar) hiçbir kınayanın kınamasından korkmaksızın, Allah uğruna mücahede ederler. . . Bu Allah'ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir. . . Allah Vasi'dir, Aliym'dir.
55
56
57
58
59
60
De ki: "Allah indinde, yapageldiklerinin karşılığı ne kadar kötüdür, bu konuda size haber vereyim mi? Allah'ın lanetlediği ve gazap ettiğidir o kimse! (Allah) onları maymunlar (düşünmeden taklitle yaşayanlar), domuzlar (şehevi zevkleri için yaşayanlar) ve tağuta (şeytana - vehmine - dürtülerine) tabi olarak yaşayanlar haline dönüştürmüştür! İşte bunlardır mekanı en kötü olanlar ve yolun ortasından sapanlar!
61
62
63
64
Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. . . Söyledikleri kendilerinde açığa çıktı, kendi elleri bağlandı ve lanetlendiler! Bilakis, Allah'ın iki eli de açıktır; dilediğince bağışlamaya devam ediyor! Andolsun ki, Rabbinden sana inzal olunan, onlardan çoğunun inkar ve tuğyanını (isyan ile haddini aşmayı) arttırır! Onların arasına kıyamet sürecine kadar düşmanlık ve nefret duygusu yerleştirdik! Her ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürdü. . . (Gene de) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. . . Allah inançları saptırma peşinde koşanları sevmez.
65
66
Şayet onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden onlara inzal olunanı değerlendirip gereğini uygulasalardı, elbette fevklerinden ve ayaklarının altından gelen (manevi ve maddi alemlerden alacakları) nimetlerle yaşarlardı! Onlardan ümmet-i mukteside (hepsinin hakkını veren) var; ama çoğu ne kötü işler yapıyor!
67
68
De ki: "Ey önceden kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size inzal olunanı ikame etmedikçe (bilfiil yaşamadıkça), bir şey üzere değilsiniz!" Andolsun ki, Rabbinden sana inzal olunan, onlardan çoğunun inkarını ve taşkınlığını arttırır. . . O halde inkarcılar topluluğuna üzülme!
69
70
71
Bir zararı olmayacak zannettiler de (hakikate) kör oldular, (hakikatin seslenişine) sağır kesildiler! Sonra Allah onların tövbelerini kabul etti. . . Sonra onlardan çoğu (yine) kör (hakikati değerlendirememek) ve sağır (anlatılanı algılayamamak) kesildiler! Allah onların yapmakta olduklarına (yaptıklarının yaratanı olarak) Basıyr'dir.
72
Andolsun ki: "Allah, Meryemoğlu Mesih'tir" diyenler hakikati inkar edenlerden oldular. . . (Oysa) Mesih şöyle dedi: "Ey İsrailoğulları. . . Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz (olan) Allah'a kulluk edin. . . Çünkü kim Allah'a şirk koşarsa, muhakkak Allah ona cenneti haram kılmıştır! Onun varacağı yer cehennem ateşidir! Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur!"
73
75
76
77
78
79
80
81
82
Muhakkak ki iman edenlere düşmanlık bakımından insanların en şiddetlisi olarak, Yahudileri ve şirk koşanları bulursun. . . Elbette iman edenlere sevgi bakımından onların en yakını olarak da, "Biz Nasarayız = Hristiyanlarız" diyenleri. . . Ki onlardan (Nasaradan) kıssisin (derin ilim sahibi keşişler) ve ruhban (kendini Allah'a adamış rahipler) vardır ki kesinlikle onlar kibre sapmazlar.
83
84
85
86
87
88
89
Allah sizi düşüncesizce ettiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz! Fakat kasıtlı - bilinçli yeminlerinizden sorumlu olursunuz! Bilinçli yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta yollusundan on yoksulu doyurmak yahut onları giydirmek yahut bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır! Kim bunları yapacak imkana sahip değilse, o takdirde üç gün oruç gerekir. İşte yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffareti budur! Yeminlerinizi muhafaza edin. . . Değerlendirirsiniz diye, Allah işaretlerini sizin için işte böyle açıklıyor.
90
91
92
93
İman edip imanının gerektirdiği fiilleri ortaya koyanlar, korunmaya devam ederlerse (bir üst mertebede) imana ulaşıp, o imanın gereği çalışmalar yaparlar. . . Sonra bu anlayışa göre korunarak daha üst mertebede iman anlayışına kavuşurlar. . . O anlayışla imanlarının sonucu olarak da ona göre korunmaya başlarlar. . . Bundan sonra, ulaştıkları bu anlayışa göre korunmaya devam etmeleri, onları ihsana (Müşahede mertebesine) erdirir. . . Allah muhsinleri sever.
94
95
Ey iman edenler. . . İhramda iken avlanmayın. . . Sizden kim kasten avı öldürürse, o işin vebalini tatması için yaptığının karşılığı olarak; öldürdüğünün misli, Kabe'ye ulaşacak bir kurban gerekir. Ki ona da sizden iki adalet sahibi hükmeder. . . Yahut miskinleri doyurma olan bir keffarettir yahut ona denk bir oruç tutmak. . . Allah geçmişi affetmiştir. . . Fakat kim bir daha yaparsa Allah ona yaptığının sonucunu yaşatır!. . Allah Aziyzün Züntikam'dır (açığa çıkan fiilin sonucunu şiddetle yaşatandır).
96
97
Allah Kabe'yi, O Beyt-el Haram'ı, Haram Ay'ı, Hedy'i (kurban) ve Kalaid'i (boynu bağlı kurbanlıklar) insanların kıyamı (imanının ayakta kalması ve devam etmesi için) yaptı. . . Bu, Allah'ın semalar (düşünce boyutu) ve arzda (bedeninde) olanı bildiğini ve Allah'ın her şeye Aliym olduğunu, sizin de bilmeniz içindir.
98
99
100
101
102
103
104
105
106
Ey iman edenler. . . Sizden birine ölüm (alametleri) geldiğinde vasiyet anında, adalet sahibi iki şahit bulunsun. . . Ya da seyahatteyseniz ve ölüm de size isabet etmişse, size iki şahit gereklidir. . . (Şehadetleri konusunda) kuşkulanırsanız, namazı eda etmelerinden sonra onların ikisini alıkoyarsınız, "Yeminimizi, akraba da olsa hiçbir bedele satmayacağız; Allah şahitliğini saklamayacağız; aksi takdirde suçlu oluruz" diye Allah'a yemin ederler.
107
Eğer o iki şahidin geçmişte bir yalan söylediği bilinirse, bunların yerine, karşısında bulundukları taraftan daha evla iki kişi geçer (ve): "Bizim şahitliğimiz o iki şahidin şahitliğinden elbette daha haktır. . . Biz haddi de aşmadık; yoksa o takdirde zalimlerden olurduk" diye Allah adına yemin ederler.
108
109
110
Hani Allah şöyle dedi: "Ey Meryemoğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi an. . . Hani seni, varlığında açığa çıkan Ruh-ül Kuds kuvvesi ile teyit etmiştim. . . Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. . . Hani sana Kitabı, Hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i talim etmiştim (bunlardaki ilmi, bilincinde açığa çıkarmıştım). . . Hani Bi-izni (iznimle) balçıktan kuş şeklinde yaratıyor, onun içinde nefhediyordun da Bi-izni (iznimle) bir kuş oluyordu! Anadan doğma köre ve cüzzamlıya benim iznimle şifa veriyordun. . . Hani ölüleri benim iznimle hayata çıkarıyordun. . . Hani İsrailoğullarını senden engellemiştim! Hani sen kendilerine delillerle gelmiştin de, onlardan hakikat bilgisini inkar edenler şöyle demişti: 'Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değil!'"
111
112
Hani Havariyyun: "Ey Meryemoğlu İsa! Senin Rabbinin kudreti yeter mi semadan bizim üzerimize bir maide (zahir anlamıyla, sofra; batın anlamıyla, hakikat ve marifete ait ilimler) inzal etmeye?" dediler. . . (Demek istedikleri şuydu: Allah'ın seni yarattığı Esma terkibin yani fıtratın, yaratılış programın, böyle bir şey için yeterli midir? Bu soruyu İsa'dan o güne kadar tüm açığa çıkanlar kapsamında değerlendirmek gerekir. A. H. ) (İsa da:) "Eğer iman edenlerseniz Allah'tan korunun" dedi.
113
114
115
116
Ve hani Allah şöyle dedi: "Ey Meryemoğlu İsa!. . İnsanlara, 'Allah dununda beni ve annemi iki ilah edinin' diye sen mi söyledin?". . . (İsa) dedi ki: "Subhaneke (tenzih ederim seni)! Benim, Hak olmayanı söylemem nasıl mümkün olur? Eğer onu söylemişsem, (zaten) kesin sen onu bilmişsindir! Sen nefsimde olanı bilirsin, fakat ben senin nefsinde olanı bilmem! Kesin ki gaybların tamamını bilen sensin, sen!"
117
118
119