43
SURE

Zuhruf Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ha, Miim.
2
O hakikati apaçık açıklayan BİLGİye yemin olsun. . .
3
Kesinlikle biz Onu Arapça bir Kur'an olarak meydana getirdik, ta ki (anlayıp) aklınızı kullanarak (değerlendiresiniz)!
4
Muhakkak ki O, katımızda, Ana BİLGİde (İlmullah), Aliy'dir, Hakiym'dir.
5
Siz (hakikatinizdeki kuvveleri) israf eden bir topluluksunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim?
6
Öncekiler içinde de nice Nebiler irsal ettik.
7
Onlara bir Nebi geldiğinde, mutlaka onun getirdikleriyle alay ederlerdi.
8
Bu yüzden onlardan daha güçlü olan niceleri helak ettik. . . Öncekiler ibret dolu hikayeleriyle mazi oldu!
9
Yemin olsun ki eğer onlara: "Semaları ve arzı kim yarattı?" diye sorsan, elbette: "Onları, Aziyz ve Aliym olan yarattı" diyecekler.
10
O ki, arzı (bedeni) sizin için (içinde gelişeceğiniz) beşik kıldı ve hakikate eresiniz diye onda sizin için (düşünce akımları - meşreblere göre) yollar oluşturdu.
11
O ki, semadan ölçülü olarak bir su (ilim) indirdi. . . Onunla ölü bir beldeyi (bilinci) dirilttik! Böylece (kabirlerden - bedenlerden) çıkarılırsınız.
12
O ki, bütün çiftleri (gen çift sarmalını) yarattı ve sizin için gemilerden (bilinçler) ve en'amdan (biyolojik beden) bindiğiniz şeyleri oluşturdu.
13
Ki, sırtlarına kurulasınız, sonra onun üzerine yerleştiğinizde Rabbinizin nimetini zikredesiniz ve: "Bunu bize kullandıran Subhandır! (Yoksa) biz bunu değerlendiremezdik" diyesiniz.
14
"Doğrusu biz (sürekli dönüşerek) Rabbimize ereceğiz!"
15
O'na, O'nun kullarından bir cüz kıldılar (Ahad üs Samed oluşunu inkar ile onu cüzlerden oluşmuş kabul ederek çocuğu olduğunu ileri sürdüler). . . Muhakkak ki insan apaçık bir nankördür!
16
Yoksa yarattıklarından kızlar edindi de erkek çocukları size mi bıraktı?
17
Onlardan biri Rahman'a nispet ettiği kızlar ile müjdelendiğinde, dertlenip yüzü simsiyah kesilir!
18
Yoksa süs içinde yetiştirilen ve tartışmada beyan gücü olmayan diye değerlendirdiğinizi (kız çocukları) mi (Allah'a yakıştırıyorsunuz)!
19
Onlar Rahman'ın kulları olan melekleri dişiler olarak tanımladılar! Onların yaratılışına şahit miydiler? Onların (bu) şahitlikleri yazıldı; sorgulanacaklar!
20
Dediler ki: "Eğer Rahman dileseydi onlara kulluk yapmazdık". . . Bununla ilgili onların bir ilmi (delilleri, yakinleri) yoktur. . . Onlar ancak tahmin üzere konuşup saçmalıyorlar.
21
Yoksa bundan önce onlara bir Bilgi (kitap) verdik de onlar Ona sarılarak mı bu iddiadalar?
22
Bilakis, dediler ki: "Biz atalarımızı bu din anlayışında bulduk; biz onların eserleri (şartlandırmaları - genleri) doğrultusunda doğru yolu bulanlarız. "
23
İşte böyle. . . Senden önce hangi topluma bir uyarıcı irsal ettiysek, oranın zengin ileri gelenleri şöyle dediler: "Biz atalarımızı bu din anlayışı üzere bulduk ve biz onların eserlerine (şartlanmaları, genleri) uyanlarız. "
24
(Hz. Rasulullah) dedi ki: "Eğer size, atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğruyu getirmişsem de mi?" Dediler ki: "İrsal olunduğun bilgiyi reddederiz!"
25
Bunun üzerine onlardan intikam aldık. . . Yalanlayanların sonu nasıl oldu bir bak!
26
Hani İbrahim babasına ve kavmine dedi ki: "Muhakkak ki ben tapındıklarınızdan beriyim. . . "
27
"Beni (fıtratımla - varoluş programımla) yaratan müstesna! Kesinlikle, beni hakikate erdirecek O'dur!"
28
Bu sözünü kendinden sonra gelecekler için kalıcı bir fikir olarak oluşturdu, belki o gerçeğe dönerler diye.
29
Bunları ve onların atalarını, kendilerine Hak ve apaçık bir Rasul gelinceye kadar dünyadan yararlandırdım.
30
Hak onlara geldiğindeyse dediler: "Bu bir büyüdür. . . Biz Onu kabul etmeyiz!"
31
Dediler ki: "Bu Kur'an şu iki şehrin büyük adamlarından birine niye indirilmedi?"
32
Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Dünya hayatında onların geçimlerini aralarında biz taksim ettik. . . Kimilerini kimilerinden (zenginlik ve etiket olarak) daha yüksek kıldık ki, bazısı bazısına boyun eğdirsin. . . Rabbinin rahmeti, onların toplayıp biriktirdikleri şeylerden (zenginlikten) daha hayırlıdır.
33
Eğer insanların (zenginlikleri) tek bir anlayış toplumu haline gelmeleri sonucunu getirmeseydi (zenginlik dışa dönük yaşamı getireceği için kişiyi içe dönük zenginlikten engeller), elbette Rahman'ın hakikatleri olduğu gerçeğini inkar edenlerin evlerini gümüşten tavanlar ve çıkacakları gümüşten merdivenlerle donatırdık. . .
34
Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerlerinde yaslanacakları koltuklar. . .
35
Altından süs eşyaları! İşte bunların hepsi dünya hayatının geçici zevklerinden başka bir şey değildir! Sonsuz gelecek yaşam ise Rabbinin indinde korunanlar içindir.
36
Kim (dünyevi - dışa dönük şeylerle) Rahman'ın zikrinden (Allah Esma'sının hakikati olduğunu hatırlayarak bunun gereğini yaşamaktan) ama (kör) olursa, ona bir şeytan (vehim, kendini yalnızca beden kabulü ve beden zevkleri için yaşama fikri) takdir ederiz; bu (kabulleniş), onun (yeni) kişiliği olur!
37
Muhakkak ki bunlar onları (hakikate erme) yolundan alıkoyarlar da, onlar hala kendilerinin doğru yolda olduklarını zannederler!
38
Nihayet bize geldiğinde: "Keşke benimle senin aranda iki doğunun uzaklığı (ulaşılmaz mesafe) olsaydı. . . Ne kötü bir arkadaşmışsın!" dedi.
39
Bu süreçte (pişmanlık, mazeret; telafi arzusu) size asla fayda vermeyecektir! Çünkü zulmettiniz! Siz azapta ortaksınız (bilinç ve ruh beden)!
40
O sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut o amaları ve apaçık sapma içinde olanları sen mi hidayet edeceksin?
41
Eğer seni (dünyadan) götürsek dahi, doğrusu biz onlardan intikam alıcılarız.
42
Yahut da onlara vadettiğimizi sana gösteririz. . . Biz onlar üzerinde istediğimizi yapma gücüne sahibiz!
43
Sana vahyolunana sıkı sarıl! Muhakkak ki sen doğru yol üstündesin!
44
Muhakkak ki O, sen ve toplumun için bir zikirdir (hatırlatma)! Yakında sorumluluğunuzdan sorgulanacaksınız!
45
Rasullerimizden, senden önce irsal ettiklerimize sor (onlara verilen bilgiyi incele)! Rahman'dan gayrı, kulluk yapılası tanrılar mı oluşturmuşuz?
46
Andolsun ki Musa'yı işaretlerimizle Firavun ve onun ileri gelenlerine irsal ettik de (Musa) dedi: "Ben Rabb-ül alemin'in Rasulüyüm. "
47
Onlara işaretlerimizle geldiğinde, onlar hemen bunlara güldüler!
48
Onlara gösterdiğimiz her bir mucize, öncekinden daha büyüktü. . . Belki bize dönerler diye onları azapla da yakaladık.
49
Dediler ki: "Ey büyücü! Senin anlaşman dolayısıyla bizim için Rabbine dua et! Biz doğru yolda olalım!"
50
Kendilerinden azabı kaldırdığımızda, onlar hemen sözlerini bozdular!
51
Firavun, halkı içinde nida edip dedi ki: "Ey halkım! Mısır'ın varlığı ve altımdan akan şu nehirler benim değil mi? Hala görmüyor musunuz?"
52
"Yoksa şu basit ve ne demek istediğini açıklayamayandan daha hayırlı değil miyim?"
53
"(Eğer Musa dediği gibiyse) Onun üzerine altından bilezikler gönderilmesi yahut onunla beraber yakını olarak melekler gelmesi gerekmez miydi?"
54
(Firavun) halkını aşağıladı. . . Onlar da ona itaat ettiler. . . Muhakkak ki onlar inancı bozulmuş bir toplumdu!
55
Ne zaman ki bizi öfkelendirdiler, yaptıklarının sonucunu yaşattık; onları toptan suda boğduk.
56
Onları sonradan gelenlere bir geçmiş ve bir ibretlik örnek kıldık!
57
Meryemoğlu bir ibretlik örnek olarak ortaya konulduğunda, toplumun hemen ondan yüz çevirdiler. . .
58
Dediler ki: "Bizim tanrılarımız mı hayırlı yoksa O mu?". . . Bunu sadece seninle çekişmek için ileri sürdüler! İşte onlar çekişmeyi seven bir toplumdur!
59
O ancak kendisine in'amda bulunduğumuz ve kendisini İsrailoğullarına bir ders alınası örnek kıldığımız bir kuldur.
60
Eğer dileseydik, sizden melekler oluştururduk, arzda halife olacak (ama melekiyeti bünyesinde barındıran beşer olarak meydana getirdik sizi)!
61
Muhakkak ki O, o Saat için bir ilimdir. . . Ondan şüphe etmeyin ve bana tabi olun! Bu, işin doğrusudur!
62
Şeytan sizi engellemesin! Kesinlikle o sizin için apaçık bir düşmandır!
63
İsa apaçık deliller olarak açığa çıktığında dedi ki: "Gerçekten size hikmeti (sistem ve düzenin gerçeklerini) getirdim ve hakkında ayrılığa düştüklerinizin bir kısmını size açıklayayım diye (geldim). . . O halde Allah'tan (yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "
64
"Kesinlikle Allah, "HU"; benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir! Öyle ise O'na kulluk edin! Bu, yolun doğrusudur!"
65
Anlayışta ayrılığa düşenler kendi aralarında zıtlaştılar! Feci bir sürecin azabından dolayı yazıklar olsun o (nefslerine) zulmedenlere!
66
Onlar farkında olmadıkları halde iken, o saatin (ölümün - kıyametin) ansızın kendilerine gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar!
67
O süreçte dostlar (dünyalık zevk arkadaşları), bazısı bazısına düşmandır! Sadece korunanlar müstesna!
68
"Ey kullarım. . . Bu süreçte size bir korku yoktur. . . Mahzun da olmazsınız!"
69
Onlar ki varlıklarındaki işaretlerimize iman ettiler ve teslimi kabul edenlerden oldular. . .
70
Siz ve eşleriniz (bilinç ve ruhani bedenleriniz) neşe ve keyifle cennete dahil olun!
71
Altından tabaklar ve testiler döndürülür üstlerinde. . . Onda nefslerin (bilinç boyutunun yaşamayı arzuladığı) iştah duyduğu ve gözlerin (basiretin zevkle seyretmek istediği kuvveler) keyif aldığı şeyler vardır! Sizler onda ebedi yaşarsınız!
72
İşte yaptıklarınızın sonucu olarak kendisine mirasçı kılındığınız cennet budur!
73
Sizin için orada pek çok meyve (marifet türü) vardır. . . Onlardan yersiniz.
74
Muhakkak ki suçlular (şirk ehli) cehennem azabı içinde ebedi kalıcılardır.
75
Onlardan (azap) hafifletilmez! Onlar onun içinde gelecekten umutsuzdurlar!
76
Biz onlara zulmetmedik. . . Ne var ki onlar nefslerine zulmedenlerdendi!
77
"Ey (cehennem'in bekçisi) Malik! Rabbin aleyhimize hüküm versin (vefat ettirsin)!" diye nida ettiler. . . (Malik) dedi ki: "Muhakkak ki siz (burada, böyle) yaşayacaklarsınız!"
78
Andolsun ki size Hak olarak geldik! Ne var ki sizin çoğunluğunuz Hak'tan nefret ediyordunuz!
79
Yoksa Hakk'ın ne olduğuna onlar mı hüküm verecekler! Neyin Hak olduğunu biz belirleriz!
80
Yoksa onların gizlediklerini ve fısıltılarını işitmediğimizi mi sanırlar? Evet (işitiyoruz)! Yanlarındaki Rasullerimiz de yazmaktadırlar.
81
De ki: "Eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı, ona ibadet edenlerin ilki bendim!"
82
Semalar ve arzın Rabbi, arşın Rabbi onların tanımlamalarından münezzehtir!
83
Bırak onları, vadolundukları sürece kavuşuncaya kadar (dünyalarına) dalsınlar ve oynasınlar!
84
"HU"dur (Esma'sıyla) semada da ilah (olarak düşünülen), arzda da ilah (olarak düşünülen)! "HU"; Hakiym'dir, Aliym'dir.
85
Semaların, arzın ve ikisi arasındakilerin mülkü kendisi için olan ne yüce mübarektir! O'nun indindedir, o saatin (ölüm - kıyamet) ilmi. . . O'na döndürüleceksiniz!
86
O'nun dununda olarak yöneldikleri şefaate sahip olamazlar; ancak bilerek Hak olarak şahit olanlar müstesna!
87
Yemin olsun ki eğer onlara: "Kendilerini kim yarattı?" diye sorsan, elbette: "Allah" diyecekler. . . (Hak'tan) nasıl çevriliyorlar peki?
88
Onun sözü: "Ya Rabbi, bunlar iman etmeyen bir toplumdur!"
89
(Rasulüm!) Sen onlara aldırma ve: "Selam" de! Yakında bilecekler (işin hakikatini)!