33
SURE
Ahzab Suresi
⌄
⌄
1
2
4
Allah hiçbir erkeğin göğüs boşluğunda iki kalp oluşturmamıştır! Kendilerinden zihar (eşini anası gibi kabullenerek kendine haram kılma) yaptığınız eşlerinizi, analarınız kılmamıştır. Evlatlık kabullendiklerinizi de oğullarınız kılmamıştır. Bunlar boş laflarınızdır! Allah Hakk'ı bildirir; doğru yola O hidayet eder!
5
Onlara (evlatlık aldıklarınıza), babalarına nispetle hitap edin. . . Bu, Allah indinde daha adaletlidir. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, bu durumda onlar, sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. . . Hata yaptığınız şeyde üzerinize bir suç yoktur. . . Fakat kasıtlı düşünerek yaptıklarınız hariç. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
6
En Nebi, iman edenlere, kendi benliklerinden daha önceliklidir! Onun eşleri onların (iman edenlerin) analarıdır! Akrabalar da Allah'ın Kitabında (diğer) iman edenlerden ve muhacirlerden, (mirasça) birbirlerine daha önceliklidirler. . . Dostlarınıza dinen iyilik işlemeniz hariç. . . Bu, Bilgi'den bir hükümdür.
7
8
9
10
12
13
Hani onlardan bir grup dedi ki: "Ey Yesrib Halkı (Yesrib, Medine'nin eski adıdır)! Sizin için kalınacak yer yoktur; geri dönün!" Onlardan bir grupsa: "Muhakkak ki evlerimiz korumasızdır" diyerek O Nebiden izin istiyordu. . . Oysa onlar (evleri) korunaksız değildir. . . Onlar kaçmaktan başka bir şey istemiyorlardı.
14
15
16
17
18
19
Size karşı cimridirler (ikiyüzlüler)! Savaş - ölüm korkusu geldiğinde, üzerine ölüm korkusuyla baygınlık çökmüş kimse gibi, gözleri dönmüş bir halde sana baktıklarını görürsün. . . Korkuları geçtiğindeyse mal düşkünleri olarak sizi keskin dilleri ile incitirler. . . İşte bunlar iman etmemişlerdir! Bu yüzden de Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. . . Bu, Allah için pek kolaydır.
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
Evlerinizde oturun. . . Önceki cahiliye anlayışındaki gibi (işveli cazibeli tahrik edici şekilde) kendinizi teşhir ederek yürümeyin. . . Salatı ikame edin, zekatı verin, Allah'a ve Rasulüne itaat edin! (Ey Rasulün) hane halkı, Allah sizden yalnızca ricsi (kiri, maddi şeylere bağlılığınızı, bedensel şeyler ile kayıtlanmanızı) gidermek ve sizi tertemiz yapmayı diler!
34
35
Muhakkak ki İslam'ı kabul etmiş erkekler ve İslam'ı kabul etmiş kadınlar, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, itaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, sadık (sözünü yerine getiren) erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşu eden (hakikati fark etmenin getirisi olan hassasiyet hali) erkekler ve huşu eden kadınlar, tasaddukta bulunan (sadaka - zekat veren) erkekler ve tasaddukta bulunan kadınlar, orucu yaşayan erkekler ve orucu yaşayan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden (hatırlayan) erkekler ve zikreden kadınlar var ya, işte Allah onlar için bir mağfiret ve Aziym bir ecir hazırlamıştır.
36
37
Hani sen, Allah'ın üzerine in'amda bulunduğu ve senin de kendisine in'amda bulunduğun kimseye (Hz. Rasulullah'ın evlatlığı Zeyd b. Harise): "Eşini nikahında tut ve Allah'tan korun" diyordun, (fakat) Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi düşüncende gizliyordun ve insanlardan endişeliydin (bu fikrini yanlış anlayıp Allah yolundan dönerler diye)! (Oysaki) Allah, kendisinden endişe etmene daha layıktır! Zeyd ondan boşanınca, onu (Zeynep'i) seninle biz evlendirdik ki; evlatlıklarının eşlerinde, onlarla ilişkiyi bitirdiklerinde, iman edenler için (onlarla evlenmek hususunda) bir zorluk - engel olmasın. . . Allah'ın hükmü yerine gelmiştir!
38
39
40
43
44
48
49
Ey iman edenler! İman etmiş kadınları nikahlayıp sonra kendilerine dokunmadan önce onları boşarsanız, sizin için onlar aleyhine, sizin belirleyeceğiniz bir iddet (yeniden evlenmelerine mani bir süreç) hakkınız yoktur. . . Derhal mut'alarını verin (mal - para verin) ve kendilerini kolaylıkla serbest bırakın.
50
Ey Nebi! Muhakkak ki biz sana mehrlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduklarını (cariyeleri) ve seninle beraber hicret eden; amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını; bir de eğer kendini O Nebi'ye hibe etmiş, O Nebi de onunla evlenmeyi dilemiş ise, iman etmiş bir kadını, diğer iman etmişler dışında sana özel olarak helal kıldık. . . Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz ettiğimizi mutlaka biliyoruz. . . Sana, bir vebal düşüncesi olmasın diye (bu hükümleri açıkladık). . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
51
Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini de yanına alırsın. . . Uzlet ettiğin (sırasını geri bıraktığın hanımlardan) kimi (tekrar yanına almak) istersen, sana bir vebal yoktur. . . Bu, onların gözlerinin aydın olmasına, mahzun olmamalarına ve kendilerine verdiğin ile hepsinin razı olmalarına en uygundur. . . Allah kalplerinizde olanı bilir. . . Allah Aliym'dir, Haliym'dir.
52
53
Ey iman edenler. . . O Nebi'nin evlerine, sizin için bir yemeğe izin verilmeniz dışında, girmeyin. . . (Bu da) onun (yemeğin pişme) vaktini beklemeksizin - gözlemeksizin (olsun). . . Fakat davet olunduğunuzda girin. . . Yemek yedikten sonra da (ev halkı veya birbirinizle) lakırdıya dalmaksızın dağılın! Muhakkak ki bu (davranışınız - laubaliliğiniz), O Nebi'ye eziyet veriyor, fakat O sizden çekiniyor (bir şey diyemiyor kırmamak için)! Allah, Hakk'ı açığa vurmaktan çekinmez! Onlardan (Nebi'nin eşlerinden) bir şey istediğinizde, onlardan perde arkasından isteyin. . . İşte bu, sizin kalpleriniz için de onların kalpleri için de daha temizdir. . . Sizin Rasulullah'a eziyet vermeniz de, O'ndan sonra O'nun eşlerini nikahlamanız da ebeden olacak bir şey değildir. . . Muhakkak ki bu, Allah indinde Aziym'dir.
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
66
67
69
70
71
72
Muhakkak ki biz o Emaneti (Esma şuuruyla yaşamayı), semalara (benlik bilincine), arza (bedene) ve dağlara (organlara) önerdik de, onu yüklenmekten kaçındılar (Esma bileşimleri onu açığa çıkarmaya elvermedi); ve ondan korktular! Onu, İnsan (hilafeti oluşturan Esma manalarını açığa çıkarma şuuru) yüklendi! Muhakkak ki o zalim (hakikatini hakkıyla yaşamakta yetersiz) ve cahildir (sınırsız Esma'yı bilmede yetersizdir)!