26
SURE

Şuara Suresi

Muhammed Esed • Kur'an Mesajı
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ta-Sin-Mim.
2
Bunlar, kendi içinde apaçık ve tutarlı olan ve gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan ilahi kelamın mesajlarıdır.
3
(İnsanların bir kısmı, ulaştırdığın mesaja) inanmıyorlar diye (üzüntüden) neredeyse kendini tüketeceksin!
4
Eğer dileseydik, onlara gökten öyle bir alamet indirirdik ki, onun karşısında boyunları bükülür, hemen baş eğerlerdi.
5
(Ama Biz böyle olsun istemedik:) ve bu yüzden, onlar da, ne zaman Rahman'dan hatırlatıcı, uyarıcı yeni bir mesaj gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.
6
Nitekim, işte (bu mesajı da) yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin tahakkuku yakında bütün açıklığıyla onların karşısına çıkarılacak!
7
Peki bunlar, yeryüzüne hiç bakıp da düşünmediler mi: orada her çeşitten nice güzel (hayat) türleri çıkarmışız?
8
Şüphesiz, bunda (insanlar için çıkarılacak) bir ders vardır; ama onlardan çoğu (buna) inanmazlar.
9
Oysa, senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!
10
Ve (hatırla,) hani, Rabbin Musa'ya: "Şu zalimler toplumuna git!" diye seslenmişti,
11
"Şu Bana karşı sorumluluk bilincinden uzaklaşan Firavun toplumuna!"
12
(Musa:) "Ey Rabbim!" diye cevap verdi, "Doğrusu, beni yalanlamalarından korkuyorum,
13
ve göğsümün daralacağından ve dilimin dolaşacağından (korkuyorum); bu yüzden, (bu emri) Harun'a tevdi et.
14
Üstelik, onların benim aleyhime ciddi bir suçlamaları da var ortada; bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum".
15
(Allah:) "Hayır, asla!" dedi, "Yine de, siz ikiniz mesajlarımızla gidin; (yapacağınız çağrıyı) izlemek üzere Biz de sizinle beraberiz!
16
Haydi, şimdi ikiniz de Firavun'a gidin ve ona deyin ki: 'Biz alemlerin Rabbinden bir mesaj getiriyoruz:
17
İsrailoğulları'nı bırak, bizimle gelsinler!"
18
(Fakat Musa mesajını Firavun'a tebliğ edince, Firavun:) "Biz seni çocukken yanımızda yetiştirmemiş miydik?" dedi, "Ve sen ömrünün pek çok yılını bizim aramızda geçirmemiş miydin?
19
Ama sonunda yapacağını yaptın ve nankör biri oldu(ğunu gösterdi)n!"
20
(Musa:) "Evet, o fiili daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim" dedi,
21
"ve sizin yanınızdan kaçtım, çünkü sizden korkuyordum. Ama daha sonra bana Rabbim (doğruyla eğri arasında) hüküm verebilme yeteneği bahşetti; ve beni elçiler(in)den biri yaptı.
22
Ve o başıma kaktığın iyiliğe gelince, bu İsrailoğulları'nı köleleştirmenin bir sonucu (değil mi)ydi?"
23
Firavun: "Bu alemlerin Rabbi de kim oluyor?" dedi.
24
(Musa:) "Eğer gerçekten (doğruyu) öğrenmek ve (onu) yürekten benimsemek istiyorsanız (söyleyeyim;) göklerin, yerin ve bu ikisi arasında var olan her şeyin Rabbi(dir O)!" diye cevap verdi.
25
(Firavun,) çevresindekilere: "(Onun ne dediğini) duydunuz mu?" dedi.
26
(Ve Musa:) "O sizin de Rabbinizdir, göçüp gitmiş atalarınızın da!" diye devam etti.
27
(Firavun:) "Bu size gönderil(diğini iddia eden) rasulünüz düpedüz bir deli, bir kaçık!" dedi.
28
(Fakat Musa sözlerine devamla:) "Doğunun, batının ve bu ikisi arasında kalan her yerin Rabbidir O; tabii (bunu) eğer aklınızı kullanırsanız (kavrayabilirsiniz)!" dedi.
29
(Firavun:) "Bak", dedi, eğer benden başka bir tanrı benimsersen, seni mutlaka hapse attırırım!"
30
(Musa:) "Size gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan bir şey getirmiş olsam da, öyle mi?" dedi.
31
(Firavun:) "Eğer doğru sözlü biriysen, haydi, çıkar ortaya o dediğini!" diye cevap verdi.
32
Bunun üzerine (Musa) asasını yere bıraktı, bir de ne görsünler, (her haliyle) düpedüz bir yılan!
33
Sonra elini ortaya çıkardı; bakanlar ne görsünler, bembeyazdı.
34
(Firavun) çevresindeki seçkinlere: "Doğrusu bu gerçekten çok bilgili bir büyücü" dedi,
35
"büyüsünün gücüyle sizi ülkenizden çıkarmak istiyor. Bu durumda ne tavsiye edersiniz?"
36
"Onu ve kardeşini bir süre alıkoy" dediler, "bu arada, şehirlere haberciler gönder,
37
hüner sahibi bütün büyücüleri toplayıp sana getirsinler".
38
Ve böylece büyücüler belli bir günün belirli bir saatinde bir araya geldiler.
39
Ve halka da "Hepiniz toplandınız mı?" denildi,
40
"Çünkü, umarız ki, üstün gelen büyücüler olursa onların (hükmüne) uyarız".
41
Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Eğer biz üstün gelirsek, doğrusu büyük bir mükafatı hak etmiş oluruz, değil mi?" dediler.
42
(Firavun;) "Elbette", diye cevap verdi, "o takdirde, gerçekten de benim gözdelerim arasında yer alacaksınız".
43
(Ve) Musa onlara: "Ne atacaksanız atın!" dedi.
44
Bunun üzerine onlar da halatlarını ve asalarını yere bıraktılar ve "Firavun'un sayesinde, üstün gelen mutlaka biz olacağız" dediler.
45
(Onların) ardından Musa da asasını atınca, bir de ne görsünler, onların bütün o düzenbazlıklarını yutmasın mı!
46
Bu durum karşısında büyücüler hemen yere kapanarak
47
"Biz alemlerin Rabbine inandık!" dediler,
48
"Musa'nın ve Harun'un Rabbine!"
49
(Firavun:) "Ben size izin vermeden ona inanıyorsunuz, öyle mi?" diye çıkıştı, "Size büyüyü öğreten ustanız bu olmalı mutlaka! Fakat yakında (benim intikamımı) göreceksiniz: içinizden çoğunun ellerini ayaklarını kestireceğim, hepinizi astıracağım!"
50
Onlar da: "Hayır, (sen bize) bir zarar veremezsin" diye karşılık verdiler, "(çünkü) er geç Rabbimize döneceğiz!
51
İnananların ilkleri olmamızdan ötürü Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umarız!"
52
Ve derken, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; çünkü mutlaka takip edileceksiniz!" diye vahyettik.
53
Bu arada Firavun şehirlere münadiler çıkarıp
54
(tebaasına:) "Bu (İsrailoğulları) soysuz, sefil bir topluluk;
55
fakat kalpleri bize karşı kin ve nefretle dolu;
56
çünkü (görüyorlar ki) biz birlik bütünlük içindeyiz ve her türlü tehdit ve tehlikeye karşı hazırlıklıyız;
57
bunun içindir ki onları bağlar(ın)dan bahçeler(in)den, pınar başlarından çıkarıp attık,
58
zenginlikler(in)den, nüfuz ve statülerinden (yoksun bıraktık)!" diyerek (onları İsrailoğulları'na karşı harekete geçirdi).
59
Olaylar böyle gelişti; fakat (Firavun'un çekip aldığı bütün) bu şeylere (zaman içinde) İsrailoğulları'nın yeniden kavuşmasını sağladık.
60
Ve sonunda (Mısırlılar) gün doğarken onlara yetiştiler;
61
İki topluluk birbirinin görüş alanına girdiklerinde Musa'nın yandaşları: "İşte yakalandık!" dediler.
62
(Musa:) "Hayır, asla! Rabbim benimle beraber" dedi, "bana mutlaka bir çıkış yolu gösterecektir!" dedi.
63
Bunun üzerine, Musa'ya: "Asanla denize vur!" diye vahyettik. (Musa söyleneni yapınca) deniz ortadan yarıldı; öyle ki, açılan yolun her iki yanında sular koca dağlar gibi yükseldi.
64
Ve kovalayanları (da) oraya yaklaştırdık.
65
Öyle ki, (sonunda) Musa ve beraberindekileri kurtardık,
66
ama ötekileri sulara gömüverdik.
67
Bu (kıssada), şüphesiz, (bütün insanlar için) bir ders vardır; velev ki onlardan çoğu inanmasa da.
68
Ve gerçek şu ki, senin Rabbin, çok acıyan esirgeyen O yüceler yücesidir!
69
Onlara İbrahim'in başından geçenleri de anlat.
70
Hani, o babasına ve kavmine "Nelere kulluk ediyorsunuz?" diye sormuştu.
71
Onlar da: "Putlara kulluk ediyoruz" diye karşılık verdiler, "ve her zaman, kendini onlara adamış kimseler olarak kalacağız!"
72
(İbrahim:) "Peki, yalvarıp yakardığınız zaman sizi işittiklerine,
73
yahut size fayda ya da zarar verebildiklerine (gerçekten inanıyor musunuz)?" dedi.
74
"Ama" diye çıkıştılar, "biz atalarımızı da bunu yapıyor gördük!"
75
(İbrahim:) "Peki" dedi, "(bu) taptığınız şeylere (başınızı kaldırıp da) hiç bakmadınız mı?
76
Sizler ve sizden önceki atalarınız,
77
"İmdi, (bana gelince, ben biliyorum ki,) şüphesiz (bu düzmece tanrılar) benim düşmanlarımdır, (ve benim için) alemlerin Rabbinden başka (tanrı yoktur);
78
beni yaratan da, bana doğru yolu gösteren de O'dur;
79
ve beni yediren de, içiren de O'dur;
80
ve hasta olduğum zaman beni iyileştiren,
81
ve beni öldürecek olan ve sonra yeniden diriltecek olan (hep) O'dur.
82
Ve Hesap Günü'nde hatalarımı bağışlamasını umduğum kimse de O'dur.
83
"Ey Rabbim! Bana (doğruyla eğrinin ne olduğuna) hükmedebilme bilgi ve yeteneğini bağışla ve beni dürüst ve erdemli insanların arasına kat
84
ve gerçeği benden sonrakilere ulaştırabilme gücü ver bana;
85
ve beni o nimetlerle dolu bahçenin varislerinden biri yap!
86
"Ve babamı bağışla; çünkü, o gerçekten yolunu şaşıranlar arasında.
87
"Ve o herkesin kaldırılacağı Gün beni utandırma;
88
o Gün ki, ne malın mülkün, ne de çoluk çocuğun bir yararı olmayacaktır;
89
yalnızca Allah'ın huzuruna kötülükten korunmuş bir kalple çıkanlar (kurtulacaktır)!"
90
Çünkü, (o Gün) cennet, Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlara yaklaştırılacaktır,
91
cehennemse büyük azgınlıklar içinde yitip gitmiş olanların karşısına çıkarılacaktır;
92
Ve onlara: "Nerede sizin bütün o tapınıp durduklarınız?" diye sorulacaktır,
93
"(Hani), o Allah'tan başka (tanrı yerine koyduklarınız)? Onlar, bakalım, size yahut kendilerine yardım edebilecekler mi?"
94
Pek tabii onlar da, azgınlık içinde yitip gidenler de, hepsi üst üste cehenneme tıkılacaklar;
95
ve İblis'in bütün avenesi..!
96
O Gün orada onlar, birbirlerini suçlayarak derler ki:
97
"Allah şahittir ki, biz apaçık bir sapıklık içindeydik,
98
çünkü, siz(in gibi yaratılmış varlıklar)ı alemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk;
99
yine de (sizi tanrılaştırarak) yoldan çıkmamıza günah (önderlerimiz) sebep oldu!
100
Ama şimdi ne bir arka çıkanımız var,
101
ne de candan bir dostumuz.
102
N'olurdu, (o hayata) bir kere daha dönebilseydik de inananlardan olsaydık!"
103
Şüphesiz bütün bunlarda (insanlar için) bir ders vardır, onların çoğu (buna) inanmasa da.
104
Ve şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir.
105
Nuh toplumu (da) peygamberlerini yalanladı.
106
Kardeşleri Nuh onlara: "Allah'a karşı sorumluluk bilinci duymaz mısınız?" dedi,
107
"Bakın, ben (O'nun tarafından) size (gönderilmiş) güvenilir bir elçiyim:
108
öyleyse artık Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın ve benim izimden yürüyün!"
109
"Hem bunun için sizden (dünyevi) bir karşılık da gözlemiyorum; hak ettiğim karşılığı (vermek) alemlerin Rabbinden başkasına düşmez.
110
Öyleyse artık Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın ve benim izimden yürüyün!"
111
"(Toplumun) en aşağı tabakasından insanların senin ardına düştüğünü göre göre tutup sana mı inanacağız?" dediler.
112
(Nuh:) "Ben onların (bana gelmeden önce) neler yaptıklarını bilmem" dedi.
113
"Eğer iyi düşünecek olursanız, onları yargılamak ancak Rabbime düşer!
114
Bunun içindir ki, inandığını söyleyenleri yanımdan kovacak değilim;
115
ben sadece (gerçekleri) apaçık dile getiren bir uyarıcıyım."
116
(İnanmayanlar:) "Ey Nuh!" dediler, "Eğer (bu iddialarına) son vermezsen, mutlaka taşlanacaksın!"
117
(Bunun üzerine Nuh:) "Ey Rabbim!" dedi, "İşte kavmim beni yalanladı;
118
bunun için, benimle onlar arasındaki gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koy; beni ve benimle beraber olan müminleri kurtar!"
119
Ve bunun üzerine Biz de, onu ve onunla beraber olanları dopdolu bir gemi içinde kurtardık.
120
Sonra da, geride kalanları sulara gömüverdik.
121
Şüphesiz bu (kıssada insanlar için) bir ders vardır, onların çoğu (buna) inanmasa da.
122
Ve şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!
123
(Ve) Ad toplumu (da) gönderilen elçilerden (birini) yalanladı.
124
Hani, kardeşleri Hud onlara: "Artık, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşımayacak mısınız?" demişti.
125
"Bakın, ben size (Allah'ın gönderdiği) güvenilir bir elçiyim;
126
öyleyse, artık Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın ve bana itaat edin!
127
Hem, ben sizden bunun için (dünyevi) bir karşılık da beklemiyorum; benim hak ettiğim karşılığı vermek alemlerin Rabbinden başkasına düşmez.
128
Her tepede cehalet eseri, (putperestçe) anıtlar, tapınaklar mı yükselteceksiniz
129
Ve sonsuza kadar yaşayacağınız kuruntusuyla, sapasağlam malikaneler mi edineceksiniz?
130
Ve (başkalarının hukukuna) el uzattığınız zaman, hiçbir sınır tanımadan, hep böyle zorbalık mı yapacaksınız?
131
"Öyleyse, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın ve bana itaat edin,
132
düşünebileceğiniz bütün (iyilikleri) size sağlayan (Allah'tan) yana duyarlı olun;
133
size sürüler ve çocuklar veren,
134
size bahçeler ve pınarlar veren (Allah'tan yana)...
135
Doğrusu, ben sizin için o büyük ve zorlu günün azabından korkuyorum!"
136
(Ama bütün bu uyarılara karşı onlar:) "Bize öğüt veriyor olsan da, olmasan da, bizim için fark etmez!" dediler.
137
"Bu (benimsediğimiz tutum) atalarımızın tutumundan başka bir şey değil ki..!
138
Hem, (bu yüzden) azaba uğrayacak da değiliz!"
139
İşte o'nu böyle yalanladılar; ve bunun üzerine Biz de onları yok ettik. Bu (kıssada da insanlar için) mutlaka, bir ders vardır, onlardan çoğu (buna) inanmasa da...
140
Ve şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!
141
(Ve) Semud toplumu (da) gönderilen elçilerden (birini) yalanladı.
142
Hani, onlara (da) kardeşleri Salih, "Artık Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşımayacak mısınız?" demişti.
143
"Bakın ben (O'nun tarafından) size gönderilen güvenilir bir elçiyim;
144
öyleyse, artık Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın ve bana itaat edin!
145
Üstelik, ben sizden herhangi bir karşılık da istiyor değilim; benim hak ettiğim karşılığı vermek alemlerin Rabbinden başkasına düşmez.
146
Bu bulunduğunuz hal üzere hep böyle güvenlik içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
147
Bu bahçeler içre ve bu pınar başlarında;
148
bu ekinler, bu zarif görünüşlü ince sürgünlü hurmalıklar arasında...
149
Ve dağlarda hep böyle ustalıkla evler yontabileceğinizi (mi sanıyorsunuz)?
150
Öyleyse, artık Allah'tan yana bilinç ve duyarlık gösterin ve bana itaat edin;
151
ölçüyü aşanların sözüne uymayın;
152
o ölçüyü aşanlar ki, yeryüzünde düzen ve uyum sağlayacaklarına bozgunculuk yaparlar!"
153
(Salih'in kavmi:) "Sen mutlaka büyülenmiş birisin!" dediler.
154
"Bizim gibi ölümlü bir insandan başka bir şey değilsin! Eğer doğru sözlü biriysen, bize bir alamet getir (de görelim)!"
155
(Salih:) "(İşte) şu dişi deve; su içme hakkı (belirli bir gün) onun, belirli günlerde de sizindir;
156
öyleyse, sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa büyük, çetin bir günün azabı gelip sizi bulur!" dedi.
157
Bütün bu uyarılara rağmen onlar yine de o deveyi hoyratça boğazladılar; ama bunu yaptıklarına (çok geçmeden) pişman oldular;
158
çünkü (Salih'in önceden haber verdiği) azap onları kıskıvrak yakaladı. Şüphesiz bu (kıssada da insanlar için) bir ders vardır; onlardan çoğu (buna) inanmasalar da...
159
Ve şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!
160
(Ve) Lut toplumu (da) gönderilen elçilerden (birini) yalanladı;
161
hani, kardeşleri Lut onlara: "Allah'a karşı sorumluluk bilinci duymaz mısınız?" demişti,
162
"Bakın, ben (O'nun tarafından) size gönderilen güvenilir bir elçiyim;
163
öyleyse, artık Allah'tan yana bilinç ve duyarlık gösterin ve bana itaat edin!
164
Üstelik ben sizden herhangi bir karşılık da istiyor değilim; benim hak ettiğim karşılığı vermek alemlerin Rabbinden başkasına düşmez.
165
İnsanların içinden (tab'an ve hukuken meşru olan cinsi bırakıp da) erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?
166
Hem de, Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizden uzaklaşarak? Yoo, siz her türlü ölçüyü aşan azgın bir toplumsunuz!"
167
"Ey Lut!" dediler, "Eğer (bu sözlerinden) vazgeçmezsen (bu şehirden) mutlaka kovulacaksın!"
168
(Lut:) "İyi bilin ki, ben bu sizin yaptıklarınızı sonuna kadar kınayanlardan biri olarak kalacağım!" dedi.
169
(Ve sonra şöyle dua etti:) "Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yapageldikleri (kötülüklerden) kurtar!"
170
Bunun üzerine Biz de o'nu ve ailesini kurtardık;
171
yalnızca geride kalmayı seçen bir kocakarı bunun dışında kaldı;
172
ve sonra ötekileri kırıp geçirdik;
173
üzerlerine (helak edici) yağmurlar yağdırdık; uyarıl(dıkları halde uslanmay)anların maruz kaldığı yağmur, gerçekten, ne korkunçtur!
174
Bu (kıssada da insanlar için) bir ders vardır; onlardan çoğu (buna) inanmasalar da...
175
Şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!
176
(Ve) O ağaçlı vadinin halkı da kendilerine gönderilen elçiyi yalanladılar.
177
Hani, Şuayb onlara: "Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşımayacak mısınız?" demişti,
178
"Bakın, ben size (O'nun tarafından) gönderilmiş güvenilir bir elçiyim;
179
öyleyse artık Allah'tan yana bilinç ve duyarlık gösterin ve bana itaat edin!
180
Üstelik, ben sizden bir karşılık da beklemiyorum; benim hak ettiğim karşılığı vermek alemlerin Rabbinden başkasına düşmez.
181
Ölçüyü (her zaman ve herkese karşı) tam tutun; (başkalarının hakkını düzenbazca) eksilten kimselerden olmayın;
182
ve (tarttığınız zaman) şaşmaz bir teraziyle tartın,
183
insanları hak ettikleri şeylerden yoksun bırakmayın; ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın;
184
sizi de, sizden önceki nesilleri de yaratan Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyın!"
185
(Halkı Şuayb'a şöyle) dedi: "Sen düpedüz büyülenmiş birisin;
186
olup olacağın, bizim gibi ölümlü bir insansın; doğrusunu istersen, biz senin düpedüz bir yalancı olduğunu düşünüyoruz!
187
Eğer doğru sözlü biriysen, haydi, göğü parça parça başımıza indir (de görelim)!"
188
(Şuayb:) "Bütün (bu) yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir" diye cevap verdi.
189
Böylece onu yalanlamış oldular; ve bu yüzden, (kopkoyu) gölgelerle kaplı bir günün azabı onları kıskıvrak yakaladı.
190
Bu (kıssada da insanlar için) bir ders vardır; insanların çoğu (buna) inanmasalar da...
191
Şüphesiz senin Rabbin çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesidir!
192
İmdi, şüphesiz, bu (ilahi mesaj) alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir;
193
onunla, mutlak güvenilirlik derecesinde olan vahiy inmiştir
194
senin kalbine, ki (ey Muhammed, onunla) uyaran kimselerden biri olasın
195
(ve çevrendekileri) apaçık Arap diliyle (uyarasın).
196
Ve bu (mesaj, temel çizgileriyle), hiç şüphesiz, ilahi hikmetleri bildiren önceki kitaplarda da yer almaktadır.
197
İsrailoğulları arasındaki (birçok) bilginin bu (gerçeği) bilmeleri onlar için yeterli bir belirti sayılmaz mı?
198
Onu Arap olmayan birine indirseydik,
199
ve bu yabancı onu (kendi diliyle) onlara okusaydı, onlar yine inanacak değillerdi.
200
Biz bu (mesajı)n o günahkarların kalplerinden (bir yankı bulmadan) geçip gitmesine yol açtık:
201
o can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmayacaklardır.
202
O azap ki, sonunda, onların hiç beklemedikleri bir anda ansızın gelip çatacaktır;
203
ve o zaman onlar: "Acaba geri bırakılamaz mıyız?" diye feryad edecekler.
204
O halde, azabımızın çarçabuk gelmesini mi istiyorlar?
205
İmdi, düşün, (ey Muhammed): onlara (dünya hayatının) tadını çıkarmaları için yıllarca fırsat vermişsek,
206
ve sonra vaad edildikleri (azap) başlarına gelmişse;
207
kendilerine vaktiyle verilmiş olan fırsatın onlara ne yararı olabilir?
208
Kaldı ki, Biz hiçbir toplumu önceden uyarmadan yok etmemişizdir
209
ve hatırlatıcı mesajlar göndermeden; çünkü Biz (hiç kimseye) asla zulmetmeyiz.
210
Ve (bu ilahi mesaj öylesine katıksız vahiy ürünüdür ki) onu asla şeytani güçler indirmemiştir;
211
çünkü bu onların harcı değildir; zaten, buna güçleri de yetmez.
212
Ayrıca, onların onu dinlemeleri (de) kesin olarak engellenmiştir!
213
Bunun içindir ki, (ey insanoğlu,) Allah'la beraber başka bir ilaha başvurma ki kendini azaba uğrayanların arasında bulmayasın.
214
Ve en yakınları(ndan başlayarak erişebildiğin herkesi) uyar
215
ve seni izleyen müminlere kol kanat ger;
216
buna rağmen sana karşı çıkarlarsa, de ki: "Ben sizin yapıp ettiklerinizden sorumlu değilim!"
217
Ve bu yolda, çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesine güven,
218
O ki senin (O'nun yolunda tek başına) ayakta kalmaya çalıştığını da görmektedir,
219
(O'nun huzurunda) saygıyla yere kapananlar arasında yer aldığını da görmektedir;
220
çünkü her şeyi bütün gerçeğiyle bilen (ve dolayısıyla) her şeyi işiten O'dur!
221
Sana o şeytani güçlerin kime indiğini haber vereyim mi?
222
Onlar nerede kendi kendini aldatan günahkar biri varsa ona inerler
223
ki, böyleleri (zaten hep asılsız, aldatıcı şeylere) kulak verir ve onlardan çoğu başkalarına da yalan söylerler.
224
Şairlere gelince, (onlar da kendi kendilerini aldatmaya yatkındırlar ve bu sebeple) onlara (da yalnızca) azgınlar uymaktadır.
225
Görmez misin onların her vadide (sözcüklerin, hayallerin peşinde) şaşkın şaşkın dolaştıklarını;
226
ve (çoğu zaman) yapmadıklarını söyleyegeldiklerini?
227
Ama inanan, dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan, Allah'ı sıkça anan, (sadece) haksızlığa uğratıldıkdan sonra kendilerini savunan ve haksızlık yapanların, hangi devrimle devrileceklerini er geç görecekleri (konusunda Allah'ın vaadine güvenen şairler) bu hükmün dışındadır!