26
SURE

Şuara Suresi

İbni Kesir •
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ta, Sin, Mim.
2
Bunlar apaçık kitabın ayetleridir.
3
Mü'min olmuyorlar diye nerede ise kendini mahvedeceksin.
4
Dilersek, onlara gökten bir ayet indiririz de ona boyunları eğik kalır.
5
Onlara Rahman'dan bir öğüt geldiğinde, mutlaka ondan yüz çevirirler.
6
Onlar, gerçekten yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine yakında gelecektir.
7
Yeryüzüne bakmazlar mı ki; Biz, orada bitkilerden nice güzel çiftler bitirmişizdir.
8
Muhakkak ki bunda, bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'min olmadılar.
9
Ve muhakkak ki senin Rabbın, elbette O; Aziz'dir, Rahim'dir.
10
Hani Rabbın Musa'ya seslenmişti ki: Zalimler güruhuna git;
11
Firavun kavmine. Sakınmazlar mı hala?
12
Dedi ki: Rabbım, onların beni yalanlamalarından korkarım.
13
Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Bunun için Harun'a da elçilik ver.
14
Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Korkarım ki beni öldürürler
15
Buyurdu ki: Hayır, ikiniz ayetlerimizle gidin. Muhakkak Biz, sizinle beraber dinleyicilerdeniz.
16
Firavun'a varın, deyin ki: Biz, alemlerin Rabbının peygamberleriyiz.
17
İsrailoğullarını bizimle beraber gönder.
18
Dedi ki: Çocukken biz, seni yanımıza alıp büyütmedik mi? Ve sen, hayatının bir çok yılllarını aramızda geçirdin.
19
Ve yapacağın işi de yaptın. Sen nankörlerdensin.
20
Dedi ki: Ben, onu yaptım, ama o zaman şaşkınlardandım.
21
Bu yüzden sizden korktuğum için kaçtım. Sonra Rabbım bana hüküm ihsan etti ve beni peygamberlerden kıldı.
22
İşte, başıma kaktığın o nimet, İsrailoğullarını köle ettiğin içindir.
23
Firavun: Alemlerin Rabbı da nedir? dedi.
24
Dedi ki: Göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbıdır. Eğer siz yakin getirenlerden iseniz.
25
Yanında bulunanlara: İşitmiyor musunuz? dedi.
26
O da: Sizin de Rabbınız ve önce geçmiş atalarınızın da Rabbıdır, dedi.
27
Firavun dedi ki: Size gönderilen peygamberiniz şüphesiz delidir.
28
O da: Eğer aklınızı başınıza alırsanız; doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbıdır, dedi.
29
Firavun dedi ki: Benden başka bir tanrı edinirsen; şüphesiz seni hapse atılanlardan kılarım.
30
Sana apaçık bir şeyle gelmişsem de mi? dedi.
31
Firavun: Eğer doğru söylüyorsan, haydi getir onu, dedi.
32
Bunun üzerine o asasını attı, bir de ne görsün; apaçık bir ejderhadır.
33
Elini çıkardı, bir de ne görsün; bakanlara bembeyazdır.
34
Çevresinde bulunan ileri gelenlere dedi ki: Şüphesiz bu, belletilmiş bir büyücüdür.
35
Sizi büyüsüyle memleketinizden çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?
36
Dediler ki: Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere toplayıcılar gönder.
37
Belletilmiş tüm büyücüleri sana getirsinler.
38
Büyücüler belli bir günün tayin edilen vaktinde toplandılar.
39
İnsanlara: Siz de toplanır mısınız? denildi.
40
Eğer onlar galip gelirlerse; büyücülere belki biz de tabi oluruz.
41
Büyücüler geldikleri vakit, Firavun'a dediler ki: Galip gelenler biz olursak; muhakkak bize bir ücret vardır değil mi?
42
Evet, dedi. O takdirde siz, muhakkak gözdelerdensiniz.
43
Musa onlara dedi ki: Atacak olduğunuz şeyleri atın.
44
Onlar da bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve dediler ki: Firavun hakkı için elbette elbette biz galib gelenleriz.
45
Ardından Musa asasını attı. Bir de ne görsünler; onların uydurduklarını yutuveriyor.
46
Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar.
47
Dediler ki: Biz, alemlerin Rabbına inandık.
48
Musa ve Harun'un Rabbına.
49
Ben size izin vermezden önce mi ona inandınız? Şüphesiz size büyü öğreten büyüğünüzdür. Şimdi bileceksiniz; elbette ben, ellerinizi ve ayaklarınızı andolsun ki çaprazlama kestireceğim ve hepinizi astıracağım, dedi.
50
Onlar da dediler ki: Zararı yok. Biz muhakkak Rabbımıza dönenleriz.
51
Mü'minlerin ilki olmamızdan dolayı biz, gerçekten Rabbımızın hatalarımızı bağışlayacağını umarız.
52
Musa'ya da vahyetti ki: Kullarımı geceleyin yola çıkar. Şüphesiz siz, izleneceksiniz.
53
Bunun üzerine Firavun şehirlere toplayıcılar gönderdi.
54
Şüphesiz ki bunlar; döküntü azınlıklarıdır.
55
Ve gerçekten bize de büyük bir öfke beslemektedirler.
56
Doğrusu biz, topluca tedbirli olmalıyız.
57
Fakat Biz, onları bahçelerden ve pınar başlarından çıkardık.
58
Hazinelerden ve şerefli makamlardan.
59
Böylece onlara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
60
Güneş üzerlerine doğarken onları izlediler.
61
İki topluluk karşı karşıya geldiğinde, Musa'nın arkadaşları dediler ki: Gerçekten biz, yakalandık.
62
Hayır, dedi. Muhakkak ki Rabbım benimledir. Bana doğru yolu gösterecektir.
63
Bunun üzerine Musa'ya vahyettik ki: Asanı denize vur. O, hemen yarıldı ve her parçası yüce bir dağ gibi oldu.
64
Sonra diğerlerini oraya yaklaştırdık.
65
Musa'yı ve beraberindekileri yopluca kurtardık.
66
Sonra diğerlerini suda boğduk.
67
Şüphesiz ki bunda, bir ayet vardır. Ama onların çoğu inananlar değildi.
68
Muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz'dir, Rahim'dir.
69
Onlara İbrahim'in haberini oku.
70
Hani babasına ve kavmine: Nelere tapıyorsunuz? demişti.
71
Onlar da: Putlara tapıyoruz ve onlara bağlanıp duruyoruz, demişlerdi.
72
O da demişti ki: Çağırdığınızda sizi duyuyorlar mı?
73
Yahut size fayda veya zarar veriyorlar mı?
74
Demişlerdi ki: Hayır. Atalarımızı böyle yapar gördük.
75
O da demişti ki: Neye tapmış olduğunuzu görüyor musunuz?
76
Siz ve geçmiş atalarınız?
77
Doğrusu onlar, benim düşmanımdır. Ancak alemlerin Rabbı müstesna.
78
Ki O, yaratmıştır beni. Ve O doğru yola eriştirir beni.
79
Ki O, yedirir, içirir beni.
80
Hastalandığımda O, şifa verir bana.
81
Ki O, öldürür beni, sonra da O, diriltir.
82
Ve din günü günahlarımı bağışlamasını umduğum O'dur.
83
Rabbım, bana hüküm ver. Ve beni salihlere kat.
84
Ve sonrakiler içinde bana doğru söyler bir dil ihsan et.
85
Beni Naim cennetinin varislerinden kıl.
86
Babamı da bağışla. Şüphesiz o, sapıklardan olmuştur.
87
Diriltilecekleri günde beni rezil etme.
88
O gün ki mal da fayda vermez, çocuklar da.
89
Ancak Allah'a kalb-i selimle gelmiş olan başka.
90
Cennet, muttakiler için hazırlanmıştır.
91
Cehennem de azgınlara gösterilir.
92
Ve onlara denilir ki: Nerededir taptıklarınız?
93
Allah'tan başka? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?
94
Oraya; onlar ve azgınlar atılırlar.
95
İblis'in askerleri de topluca.
96
Orada birbirleriyle çekişerek derler ki:
97
Andolsun Allah'a ki; biz, apaçık sapıklıkta idik.
98
Hani biz, sizi alemlerin Rabbı ile bir tutmuştuk.
99
Ve bizi suçlulardan başka da saptıran olmamıştı.
100
Şimdi bize şefaat eden kimse yoktur.
101
Ve sıcak bir dostumuz da yoktur.
102
Keşki bizim için geri dönüş olsa da, mü'minlerden olsak.
103
Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.
104
Muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz'dir, Rahim'dir.
105
Nuh'un kavmi de peygamberleri yalanladı.
106
Hani onlara kardeşleri Nuh demişti ki: Siz sakınmaz mısınız?
107
Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.
108
Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.
109
Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbına aittir.
110
O halde Allah'tan korkun da bana itaat edin.
111
Sana mı inanacağız? Halbuki sana uyanlar en rezil kimselerdir, dediler.
112
Dedi ki: Onların yapmakta oldukları şeyler hakkında bir bilgim yoktur.
113
Onların hesabı ancak Rabbıma aittir. Keşki düşünseniz.
114
Ve ben, inananları kovacak değilim.
115
Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.
116
Ey Nuh, eğer son vermezsen, sen muhakkak taşlananlardan olursun, dediler
117
O da dedi ki: Rabbım, doğrusu kavmim beni yalanladı.
118
Artık benimle onların arasında Sen, bir hüküm ver. Beni ve beraberimdeki mü'minleri kurtar.
119
Bunun üzerine Biz de, onu ve beraberindekileri, dolu bir gemi içinde kurtardık.
120
Sonra geride kalanları suda boğduk.
121
Muhakkak ki bunda, bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.
122
Ve muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz'dir, Rahim'dir.
123
Ad da peygamberleri yalanladı.
124
Hani onlara kardeşleri Hud demişti ki: Siz, sakınmaz mısınız?
125
Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.
126
Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.
127
Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbına aittir.
128
Siz, her yüksek yere koca bir bina kurup boş şeylerle mi uğraşırsınız?
129
Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?
130
Ve yakaladığınız zaman da zorbaca mı yakalarsınız?
131
O halde Allah'tan korkun da bana itaat edin.
132
Bildiğiniz şeylerle sizi destekleyenden sakının.
133
O, desteklemiştir sizi, hayvanlar ve oğullarla;
134
Bahçeler ve çeşmelerle.
135
Doğrusu hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum.
136
Dediler ki: Öğüt versen de, yahut öğüt verenlerden olmasan da bizim için eşittir.
137
Bu, öncekilerin adetinden başka bir şey değildir.
138
Hem biz, azaba uğratılacak da değiliz.
139
Böylece onu yalanladılar. Ve Biz, onları yok ettik. Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.
140
Ve muhakkak ki Rabbın, elbette o; Aziz'dir, Rahim'dir.
141
Semud da peygamberleri yalanladı.
142
Hani onlara kardeşleri Salih demişti ki: Siz, sakınmaz mısınız?
143
Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.
144
Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.
145
Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak alemlerin Rabbına aittir.
146
Burada emniyet içinde bırakılır mısınız?
147
Bahçelerde, çeşmelerde.
148
Ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında.
149
Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız?
150
O halde Allah'tan korkun da bana itaat edin.
151
Müsriflerin emrine itaat etmeyin.
152
Onlar ki yeryüzünde bozgunculuk yaparlar da ıslah etmezler.
153
Dediler ki: Şüphesiz sen, ancak büyülenmişlerdensin.
154
Hem sen, bizim gibi insandan başka bir şey değilsin. Şayet sadıklardan isen o zaman bir ayet getir.
155
Dedi ki: İşte şu devedir. Su içme hakkı; belirli bir gün onun ve belirli bir gün sizindir.
156
Sakın ona bir kötülük yapmayın. Yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir.
157
Onlar ise onu kestiler de pişman oldular.
158
Bunun üzerine azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.
159
Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz'dir, Rahim'dir.
160
Lut kavmi de peygamberleri yalanladı.
161
Hani onlara kardeşleri Lut demişti ki: Siz, sakınmaz mısınız?
162
Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.
163
Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.
164
Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak alemlerin Rabbına aittir.
165
İnsanlar arasında erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?
166
Ve Rabbınızın sizin için yarattığı eşleri bırakıyor musunuz? Hayır, siz azmış bir kavimsiniz.
167
Dediler ki: Ey Lut, buna son vermezsen sen, elbette çıkarılanlardan olursun.
168
Dedi ki: Doğrusu ben, sizin işlediğinize kızanlardanım.
169
Rabbım, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar.
170
Bunun üzerine onu ve ailesini topluca kurtardık.
171
Sadece yaşlı bir kadın geride kalanlardan oldu.
172
Sonra diğerlerini yerle bir ettik.
173
Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.
174
Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.
175
Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz'dir, Rahim'dir.
176
Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.
177
Hani onlara Şuayb demişti ki: Siz, sakınmaz mısınız?
178
Muhakkak ki ben, size emin bir peygamberim.
179
Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.
180
Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak alemlerin Rabbına aittir.
181
Ölçüyü tam yapın da eksiltenlerden olmayın.
182
Doğru ölçekle tartın.
183
İnsanların eşyasını azaltmayın ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
184
Sizi ve daha önceki nesilleri yaratmış olandan korkun.
185
Dediler ki: Sen, ancak büyülenmişlerdensin.
186
Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu biz, seni yalancılardan sanıyoruz.
187
Eğer sadıklardan isen bize, gökten bir parça indir.
188
Dedi ki: Rabbım; yaptıklarınızı en iyi bilendir.
189
Onu da yalanladılar ve onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Doğrusu o, büyük bir günün azabı idi.
190
Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.
191
Muhakkak ki Rabbın, elbette O; Aziz'dir, Rahim'dir.
192
Muhakkak ki o, elbette alemlerin Rabbının indirmesidir.
193
Onu Ruh el-Emin indirmiştir.
194
Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın.
195
Apaçık arab diliyle.
196
O, daha öncekilerin kitablarında vardır.
197
İsrailoğullarının bilginlerinin bunu bilmesi de onlar için bir ayet değil midir?
198
Biz, onu arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik.
199
Ve o, bunu onlara okusaydı, yine de ona inananlardan olmazlardı.
200
İşte böylece onu suçluların kalbine sokarız.
201
Elim azabı görünceye kadar ona inanmazlar.
202
O da kendilerine apansız, haberleri olmadan geliverir.
203
O zaman derler ki: Acaba bekletilemez miyiz?
204
Bizim azabımızı mı çabucak istiyorlardı.
205
Gördün mü, şayet Biz onları yıllarca yararlandırsak;
206
Sonra kendilerine vaadolunan şey başlarına gelse,
207
Eğlendirilmiş olmaları onlara bir fayda sağlamaz.
208
Uyarıcılar olmaksızın Biz, hiç bir kasabayı helak etmedik.
209
Öğüt olarak. Ve Biz, zalimler olmadık
210
Onu şeytanlar indirmemiştir.
211
Bu, onlara düşmez de, buna güçleri de yetmez.
212
Onlar, gerçekten işitmekten uzak tutuldular.
213
O halde Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarma. Yoksa azablandırılanlardan olursun.
214
Ve yakın akrabalarını uyar.
215
Mü'minlerden sana uyanlara kanatlarını ger.
216
Şayet sana isyan ederlerse, de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım.
217
Aziz, Rahim'e tevekkül et.
218
Görür O seni, kalktığında.
219
Secde edenler arasında bulunduğunda.
220
Muhakkak ki O'dur O; Semi, Alim.
221
Şeytanların kime indiğini size bildireyim mi?
222
Onlar her günahkar, her müfteriye inerler.
223
Bunlar ona kulak verirler ve çoğu yalancılardır.
224
Şairlere gelince; onlara da azgınlar uyar.
225
Görmedin mi; onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar.
226
Ve onlar, gerçekten yapmadıklarını söylerler.
227
Ancak iman etmiş, salih amel işlemiş, Allah'ı çokça zikretmiş ve zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar müstesnadır. Zulmedenler göreceklerdir nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını.