13
SURE

Rad Suresi

Hasan Basri Çantay • Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Elif, lam, mim, raa. Bunlar kitabın (Kur'anın) ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen (bu Kur'an) hakdır. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
2
Allah Odur ki gökleri (şu) görmekde olduğunuz (şekilde) direksiz yükseltmişdir, sonra (emri) arş üzerinde hükümran olmuşdur, güneşi, ayı da teshir etmişdir ki (bunların) her biri muayyen vakta kadar (seyr ve) cereyan eder. Her işi yerli yerinde O tedbir (ve idare) eder, ayetleri O açıklar. Taki Rabbinize kavuşacağınızı iyice bilesiniz.
3
O, yeri (enine boyuna) uzatıb döşeyen, onda oturaklı oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getirendir ve O, meyvelerin hepsinden, yine kendilerinin içinde, ikişer çift yaratmışdır. Geceyi gündüze O buruyor ki bütün bunlarda iyi düşünecekler için elbette ayetler (deliller, ibretler) vardır.
4
Arzda birbirine komşu kıt'alar vardır, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki hepsi bir su ile sulanıyor. (Böyle iken) biz onlardan ba'zısını, yemişlerinde (ve tadlarında), ba'zısından üstün kılıyoruz, İşte bunlarda da aklını kullanacak zümreler için elbet ayetler vardır.
5
Eğer (kafirlerin seni yalana çıkardıklarına) şaşıyorsan asıl şaşılacak olan onların: "Biz toprak oldukdan sonra mı ve yeniden mi muhakkak yaratılacağız?" demeleridir,İşte bunlar Rablerini tanımayanlardır, işte boyunlarında laleler bulunanlar bunlar ve işte içinde müebbed kalacakları ateşin yaranı da yine bunlar, bunlardır.
6
(Müşrikler) senden iyilikden önce çarçabuk kötülük isterler. Halbuki onlardan evvel nice ukuubet misalleri gelib geçmişdir. Hakıykat, Rabbin, zulümlerine rağmen, insanlar için mağfiret saahibidir. (Bununla beraber) Rabbinin ıkaabı da cidden çetindir.
7
O küfredenler: "Ona Rabbinden bir mu'cize indirilmeli değil miydi?" der (ler). Sen (Habibim) ancak bir münzirsin (eğri yolun encamını insanlara haber verensin), her kavmin de bir hidayet rehberisin.
8
Allah, her dişinin neye gebe olacağını, rahimlerin neyi eksik, neyi artık yapacağını bilir. Onun nezdinde her şey ölçü iledir.
9
O, görünmeyeni de, görüneni de bilendir, çok büyükdür, her şeyden yücedir O.
10
Sizden sözünü kim gizledi, kim onu açıkladı, gece (karanlığında) gizlenen, gündüz yoluna giden kimdir (Onun ilminde) birdir.
11
Onun (ve her insanın) önünde, arkasında kendisini Allahın emriyle gözetleyecek ta'kibci (melek) ler vardır. Bir kavm, özlerindeki (güzel hal ve ahlak) ı değişdirip bozuncaya kadar Allah şübhesiz ki onun (haalini) değişdirib bozmaz. Allah bir kavmin de fenalığını (azabını) diledi mi artık onun reddine hiç bir (çare) yokdur: Onlar için Ondan (Allahdan) başka bir veli (ve yardım eden) de yokdur.
12
O, size korku ve ümid salarak şimşeği gösteren, (yağmurla ağırlaşmış) yüklü bulutları peyda edendir.
13
Gök gürültüsü Onu (ya'ni Allahı) hamd ile, melekler de Ondan korkusuna tesbih eder (ler). O, yıldırımlar gönderib onunla kimi dilerse çarpar, öldürür. Halbuki onlar Allah hakkında mücadele edib duruyorlardır. O, kudret ve azabından çetindir.
14
Hak (olan) da'vet (ve düa) ancak Onadır. Onu bırakıb çağırdıkları (düa etdikleri putlar) ise kendilerine hiç bir şeyle icabet etmezler. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan (adam) gibidir ki o, buna asla ulaşıcı değildir. Kafirlerin düası sapıklık içinde kalmakdan başka (bir mahiyyetde) değildir.
15
Göklerde ve yerde kim varsa onlar da, gölgeleri de sabah akşam ister istemez Allaha secde eder.
16
De ki (Habibim): "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir"?. De: "Allahdır". Söyle: "O halde Onu bırakıb da kendilerine bile ne bir faide, ne bir zarar yapmıya malik olmayan bir takım veliler (ma'budlar) mı edindiniz"? Söyle: "Gözü görmeyenlerle gören bir olur mu? Yahud karanlıklarla nur bir olur mu"? Yoksa Allaha Onun yaratdığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma kendilerince birbirine benzer mi göründü? De ki: "Allah her şey'i yaratandır. O, birdir. Kainatın yegane haakim ve saahibidir".
17
O, gökden bir su indirmişdir de vadiler kendi mıkdarlarınca sel olmuşdur. Sel de yüze çıkan bir köpük yüklenib götürmüşdür. Bir zinet veya bir meta ara (yıp yap) mak için ateşde üzerine (körükleyib) yakdıkları şeylerden (ma'denlerden) de bunun gibi bir köpük (posa hasıl olur). İşte Allah, hak ile baatılı böyle çarpışdırır. Amma köpük atılır gider. İnsanlara faide verecek olan şey'e (asla, cevhere) gelince: İşte bu, yer yüzünde kalır. Allah böylece misaller irad eder.
18
Rableri (nin taati) ne icabet edenlere (o icabetin) daha güzeli vardır. Ona icabet etmeyenler (e gelince:) yeryüzünde bulunan şeylerin tamamı, bir misli de beraber (olarak) kendisinin olsa, onu (kurtuluşu uğrunda) muhakkak feda ederdi. İşte onlar! Hesabın kötüsü onlar içindir. Barınakları da cehennemdir. O, ne fena yatakdır!..
19
Öyle ya, Rabbinden sana indirilenin ancak hak (ve gerçek) olduğunu bilir kimse, o a'maa olan kişi gibi midir? Ancak selim akılların saahibleridir ki iyice düşünür (idrak eder).
20
Onlar ki Allahın ahdini yerine getirirler, misakı bozmazlar,
21
Onlar ki Allahın ulaşdırılmasını (idame ve riaayet edilmesini) emretdiği şey'i ulaşdırırlar (ona riaayet ederler). Rablerinden korkarlar, (bilhassa) kötü hesabdan endişe ederler.
22
Onlar ki (sırf) Rablerinin rızaasını isteyerek (her zorluğa) katlanırlar, namazı dos doğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıkdan gizli ve aşikar (hayır yoluna) harcarlar, kötülüğü iyilikle savarlar, işte onlar, onlar için bu dar (-i dünyan) ın (iyi) bir sonucu vardır.
23
(Ki o sonuç) Adn cennetleridir. Onlar — atalarından, zevcelerinden, zürriyyetlerinden salah erbabı olanlar da beraber olmak üzere — oralara girecekler, melekler de her bir kapıdan onların yanına sokulacaklar (ve şöyle diyeceklerdir:)
24
"Sabretdiğiniz şeylere mukaabil sizlere selam (ve selamet). Dar (-i dünyan) ın en güzel sonucudur bu"!
25
Allaha verdikleri sözü kuvvetli te'minat ile de destekledikden sonra bozanlar, Allahın bitişdirilmesini (idamesini) emretdiği şey'i (raabıtayı) kıranlar, yer yüzünü fesada verenler (yok mu?), işte onlar, la'net onlara, yurdun kötüsü (olan cehennem) de onlara.
26
Allah kimi dilerse onun rızkını genişletir, daraltır. Onlar (ehl-i Mekke) dünya hayatiyle böbürlendiler. Halbuki dünya hayaatı ahiret yanında (geçici ve değersiz) bir meta'dan başka (bir şey) değildir.
27
O küfredenler: "Ona (peygambere) Rabbinden bir (azab) mu'cize (si) indirilmeli değil miydi"? derler. De ki: "Şübhesiz Allah kimi dilerse onu dalalete götürür, gönlünü kendine çevirdiklerini ise doğru yola iletir".
28
Bunlar; iman edenlerdir, Allahın zikriyle gönülleri (vicdanları) huzuur-u sükune kavuşanlardır. Haberiniz olsun ki kalbler ancak zikrullah ile oturaklaşır (olgunlaşır).
29
İman edib de güzel işler (hareketler ve ibadetler) yapanlar: Ne mutlu onlara! (Nihayet) dönüb gidilecek güzel yurd da (onların).
30
(Senden önce nasıl peygamberler gönderdiysek) öylece seni de, kendilerinden evvel nice ümmetler gelib geçmiş olan, bir ümmete — sana vahyetdiğimiz (Kur'an-ı kerim) i onlara okuman için — gönderdik. Onlar Rahmaanı tanımazlar. Sen, de ki: "O, benim Rabbimdir". Ondan başka hiç bir Tanrı yokdur. Ben ancak Ona dayanıb güvendim. En son dönüşüm de yalınız Onadır".
31
Bir Kur'an ki eğer onunla dağlar (yerlerinden koparılıb) yürütülseydi veya onunla yer parça parça edilseydi, yahud onunla ölüler konuşdurulsaydı (İşte o, ancak bu kitab-ı kerim olurdu). Fakat bütün emir (ve kudret-i mutlaka) yalınız Allahındır. iman edenler haala şu hakikati bilmediler mi ki Allah dileseydi elbette insanların hepsine birden hidayet ederdi. O kafirler (e gelince:) Allahın va'di (erişinceye) kadar kendi sun (-u taksıyrleri, küfürleri, kötü amel) leri yüzünden ya ansızın başlarına büyük bela çatıb duracak, yahud (o bela) yurdlarının yakınına konacakdır. Şübhesiz ki Allah va'dinden dönmez.
32
Andolsun ki (Habibim) senden evvelki peygamberlerle de istihza edilmişdir de ben o küfredenler (e bir zaman) için meydan vermişimdir. Sonra ise onları yakalayıverdim. Bu, benim nasıl (ve ne müdhiş) bir ıkaabımdr!
33
Her nefsin (hayır ve şer) bütün kazandığına naazır olan (zat-i ecell-ü a'la böyle olmayan gibi midir?) Onlar Allaha ortaklar tanıdılar. De ki: "Bunlara ad takın (necidir, ne iş yaparlar bunlar?). Yoksa siz yer yüzünde ona (Allaha) bilmeyeceği bir şey'i mi haber veriyorsunuz? Yahud (gelişi güzel) sözün dış yüzü ile mi (kendinizi aldatıyorsunuz?) Hayır, o kafirlere (mü'minlerin aleyhindeki) tuzakları süslü (ve hoş) göründü ve onlar doğru yoldan alıkonuldular. Allah kimi şaşırırsa artık onun için hiçbir hidayet veren yokdur.
34
(Bu) dünya hayaatında onların hakkı azabdır. Ahiret azabı ise daha zorludur. Onlar için Allahdan (Allahın azabından kurtaracak) hiç bir koruyucu da yokdur.
35
Takvaa saahiblerine va'd edilen cennetin sıfatı (şudur): Altından ırmaklar akar onun. Yemişleri ve gölgeleri daimdir. İşte (fenalıkdan) sakınanların (mes'ud) aakıbeti! Kafirlerin sonucu ise ateşdir.
36
Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler sana indirilen (bu Kur'an) ile sevinirler. Fakat (peygamberlerin aleyhinde birleşen) güruh içinde onun bir kısmını inkar eden kimseler de vardır. De ki: "Ben ancak Allaha kulluk edib Ona ortak koşmamamla emrolundum. Ben ancak Ona düa ederim. Dönüşüm de yalınız Onadır."
37
İşte biz onu (Kur'anı) böyle Arabca bir hikmet olarak indirdik. Andolsun ki sana (vahy ile) gelen (bu) ilimden sonra onların heva (ve heves) lerine uyarsan Allahdan senin için ne bir yardımcı vardır, ne de bir koruyucu.
38
Andolsun ki biz senden önce de peygamberler göndermişiz, onlara da zevceler ve evladlar vermişizdir. Allahın izni olmadıkça her hangi bir ayeti (bir mu'cizeyi) getirmek hiçbir peygamberin haddi değildir. Her zamanın (kulların maslahatlarına göre) yazılmış hükmü vardır.
39
Allah ne dilerse (onu yapar. Ba'zısını) mahveder, (vücuda getirmez, ba'zısını da) vücuda getirir. Ana kitab Onun nezdindedir.
40
Bizim onlara (onların başına gelib çatacağına) söz verdiğimiz (azab) ın bir kısmını sana göstersek de, yahud seni (ondan evvel) öldürsek de ancak sana düşen (vazife, risaletini) tebliğ etmekdir. Hesab (ları, cezaları) da yalınız bize aiddir.
41
(Hem onlar gözleriyle de) görmediler mi ki biz (kudretimizle) arza (kafirlerin diyarına) geliyor, onu etrafından eksiltib duruyoruz. Allah hükmeder. Onun hükmü ardına düş (üb de red ed) ebilecek de yokdur. O, hesabı pek çabuk görendir.
42
Onlardan evvelki (ümmet) ler de (peygamberlerine) tuzaklar kurmuşdu. Fakat binnetice bütün tuzaklar (ın cezası) Allaha aiddir. Herkesin ne kazanacağını O bilir. Dünyanın sonu kimindir, yakında kafirler bilecekdir.
43
O küfredenler şöyle der: "Sen (Hak tarafından) gönderilmiş bir peygamber değilsin". De ki: "Benim aramla sizin aranızda (hakiki) şahid olarak Allah yeter ve (bunu) nezdinde kitab ilmi bulunanlar dahi (bilirler).